Diabetes mellitus
Vücut hücreleri yeterli insülin almadığı zaman gelişen bir bozukluk; şeker hastalığı. Bu hormon pankreas tarafindan üretilir; normalde vücut hücrelerinin kandan glukoz emerek enerji üretmelerine olanak sağlar; karaciğerin ve yağ hücrelerinin depolamak üzere glukoz emmelerine de olanak sağlar. Pankreasın aşırı az insülin üretmesi ya da hiç üretmemesi nedeniyle hücrelerde insülin yokluğu meydana gelebilir; alternatif olarak, dokular bu hormonun etkilerine karşı dirençli olduğu için meydana gelebilir. TİPLERİ, NEDENLERİ VE SIKLIĞI İki ana diabetes mellitus tipi vardır; her ikisi de ailelerde ortaya çıkma eğilimi Bitkinlik Bulanık görme Sürekli susama Kas zayıflığı Piyelonefrit ve sık işeme ihtiyacı Sistit Kandidiyaz Ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşma Kanül Pompa Taşınabilir pompa Pompa, deriye sokulmuş bir kanül yoluyla insülini yavaş yavaş verir. gösterir. Tip 1 (insüline bağımlı) diyabet çoğunlukla çocuklukta ya da ergenlikte ansızın gelişir. Bu tip diyabet, immün sisteminin pankreastaki insülin salgılayıcı hücreleri yok ettiği ve insülin üretiminin sona erdiği bir otoimmün bozukluktur. Etkilenmiş kişiler bu durumu geliştirmeye genetik olarak yatkın olabilirler; hastalık sürecini virüs infeksiyonu tetikleyebilir. Tip 1 diyabetli kişiler insülin almalıidırlar, aksi halde komaya girebilir ve ölebilirler. Tip 2 (insüline bağımlı olmayan) diyabet aşamalı olarak gelişme eğilimi gösterir. Daha genç kişilerde giderek sık görülmesine karşın, en çok 40 yaşından büyük kişilerde gelişir. Bu tip diyabette, inKan glukozunun test edilmesi D Parmak ucundan kan almak için yaylı bir delme cihazı kullanılır. Bir damla kan kimyasal madde emdirilmiş bir şeridin üstüne yayılır. Bu şerit bir dijital glukoz ölçere sokulur, bu alet kanı analiz eder ve glukoz düzeyi ölçümünü neredeyse anında verir. o: inow 908 sülin hala üretilmektedir, ama dokular insülinin etkilerine karşı göreceli olarak direnç kazanmış oldukları için bu üretilen insülin vücudun gereksinimlerini karşılamaya yetmez. Şişmanlık (obezite) ve soyaçekim olası katkıda bulunan faktörlerdir; Tip 2 diyabet geliştiren kişileD rin birçoğu fazla kiloludur ve bu hastalıktan etkilenmiş kişilerin çoğunun yakın akrabalarında da bu hastalık genellikle vardır. Diyabet bazen gebelik sırasında gelişebilir ve bu durum gestasyonel diyabet olarak bilinir (bkz. diyabetik gebelik). Böyle olgularda, doğumdan sonra diyabet çoğunlukla ortadan kalkar, ama gestasyonel diyabet geliştiren kadınların sonraki yıllarda Tip 2 diyabet geliştirme riski artmıştır. Diabetes mellitus dünya ölçeğinde 120 milyondan fazla kişiyi etkilemektedir. Tip 2 diyabet bu hastalığın en yaygın biçimidir. İngiltere'de 2 milyondan fazla kişiye bu tip tanısı konulmuştur ve tahminen 750 milyon kişi daha bu hastalığı taşımakta ama bunu bilmemektedir. Tip 2 diyabet siyah ırktan kişilerde üç-dört kat daha sık görülür ve Asyalılarda yaklaşık yedi kat daha siktır. Yaşın ilerlemesiyle de sıklığı artar. SEMPTOMLARI İnsülin yokluğu kanda yüksek glukoz düzeylerine neden olur. Yeri gelince bu da idrarda glukoz düzeyinin yükselmesiyle sonuçlanır. Glikozüri olarak adlandırılan bu durum büyük miktarlarda idrar yapmaya, aşırı susuzluğa ve idrar yolu infeksiyonlarına neden olur. Hücrelerde glukoz yokluğu kilo vermeye, açlığa ve bitkinliğe neden olur, kimyasal dengesizliklere yol açar. Semptomlar konusunda daha geniş bilgi için aşağıdaki resimli kutucuğa bakın. Tip 1 diyabette susuzluk, kilo verme ve aşırı işeme gibi semptomlar çoğunlukla birkaç hafta içinde hızla gelişir. Hemen tanı konulup bu evrede tedavi edilmezse, potansiyel olarak ölümcül bir durum olan diyabetik ketoasidoza yol açabilir. Tip 2 diyabet, fark edilebilecek az sayıda semptoma neden olarak aylarca ya da yıllarca varlığını sürdürebilir. Ancak görme bozukluğu gibi bir komplikasyon (aşağıya bkz.) bir tibbi kontrol sırasında saptandığı zaman teşhis edilebilir. KOMPLİKASYONLARI Diabetes mellitusun bazı komplikasyonları vücudun değişik yerlerindeki kılcal damarların (minik kan damarlarinın) hasar görmesinden kaynaklanabilir. Bu durumlar arasında retinopati (gözün ışığa duyarlı kısmı olan retinanın hasarı) ve diyabetik nefropati (böbrek hasarı) vardır. Sinirleri besleyen kan damarlarının hasar görmesi diyabetik nöropatiye (sinir liflerinin hasarına) neden olur; bu ilkönce el ve ayak parmaklarında ortaya çıkabilir, sonra kollara ve bacaklara yukarı yayılabilir. Duyum kaybı ve kötü dolaşım, ayaklarda ve bacaklarda ülserlerin oluşmasıyla sonuçlanabilir. Ayakta dururken baş dönmesi ve erkeklerde erektil disfonksiyon diğer problemler arasındadır. Diyabetli kişilerde ateroskleroz (atardamarların iç çeperlerinde yağlı kalıntıların birikmesi), hipertansiyon (yüksek kan basıncı), diğer kardiyovasküler boBİR DURUMA TANI KOYMADA İZLENEN ADIMLAR Doktor, bir kişideki problemin nedenini belirlemek için birkaç adımdan oluşan bir süreç izleyebilir. Tıbbi öykü, fizik muayene ve testler yaşamsal ipuçları sağlayabilir. Doktor, herhangi bir Tıbbi öykünün alınması Tanı işleminin belki de en önemli kısmı hastanın kendi durumuyla ilgili anlattıklarıdır—tibbi öyküsüdür. Tıp öğrencilerine verilen geleneksel öğüt, "Hastaları dinleyin, size kendi tanılarını Fizik muayenenin yürütülmesi Tibbi öyküyü aldıktan sonra, doktorun zihninde olasıtanıların kısa bir listesi belirir. Fizik muayene bu listenin kısaltılmasına yardımcı olur. O zaman doktora kalan şey ayırıcı tanı koymaktır. Ayırıcı Özel testlerin istenmesi Sonra, koyduğu geçici tanıyı temel alarak, doktor bir dizi kan (bazen de idrar) testinin yapılmasını laboratuvardan isteyebilir ve ayrıca, şüphelenilen organların ultrason taramasi, röntgen, BT taraması, MRG ya da radyonüklid taraması gibi Bilgisayar kullanılması Günümüzde doktorlar bir tanıya ulaşmada yardımcı olacak bilgisayar sistemleri ve algoritmaları da kullanırlar. Her iki yaklaşım da olasılıkları ölçmek ve düzenli bir soru dizisi-bir karar ağacı— geliştirmek için çok sayıda hasta dosyasının analiz zukluklar ve diyabetik katarakt (göz merceğinde matlaşma) gelişmesi riski daha fazladır.
TANISI VE TEDAVİSİ
Eğer diabetes mellitus şüphesi varsa, bir idrar örneği alınır ve glukoz içeriği test edilir. Tanı, kanda glukoz düzeylerinin anormal ölçüde yüksek olduğunu saptamaya yönelik bir kan testiyle doğrulanır. Eğer bu testin bulguları belirsizse, bir glukoz tolerans testi yapılabilir. Kişinin birkaç saat aç kalması istenir ve ondan sonra glukoz verilir; vücudun glukozu ne ölçüde verimli kullanmakta olduğunu göstermek için 30'ar dakika arayla kan ve idrar testleri yapılır. Gözler, böbrekler ve kalp gibi organlarda hasar saptaması ve değerlendirmesi yapmak için de testler yürütülebilir. Tedavi, kan glukoz düzeylerini olabildiğince normal tutmayı amaçlar. Diyetle kontrol temel bir öğedir. Diyabetli bir kişinin ideal diyeti herkes için önerilen türden sağlıklı beslenme planına benzer tedavive başlamadan önce çoğunlukla hiç değilse geçici bir tanı koyar, çünkü tedavi semptomları maskeleyebilir ve doktorun kesin bir tanı koyma işini güçleştirebilir. anlatıyorlardır" öğüdüdür. Doktorların birçoğu tıbbi öykünün bir tanıyı kesinleştirmek için en sağlam temeli sağladığına inanır. Fizik muayeneden elde edilen ilave bilgiler az olabilir ama zaman zaman kritik önem taşır. tani, semptomların ve belirtilerin (yani, lenf düğümlerindeki genişlemeler ya da karnın özgül bir bölgesindeki hassasiyet gibi fiziksel bulguların) oluşturduğu örüntüleri açıklayabilen olası hastalıklar grubudur. tekniklerle tanısal görüntülenmesi için gerekli düzenlemeleri yapabilir. Bu testlerin sonuçları ya doktorun geçici tanısını doğrular ya da olasılıkları daraltarak doktorun doğru tanıyı güvenle koymasını sağlayabilir. edilmesine dayanır. Bilgisayar yardıminın temel amacı, belirli bir semptomlar dizisi için tüm olası tanılar yelpazesini doktora anımsatmak, böylelikle de herhangi bir olasılığın gözden kaçırılması ihtimalini azaltmaktır. Verileri bütünleştirmek ve bir tanıya karar vermek doktorun görevidir.
DİYALİZ İŞLEMİ
Böbrekler yetersiz olduğunda, kandan atıkları ve vücuttan fazlalık sıvıyı gidermenin iki yöntemi vardır. Birincisi, yani hemodiyaliz, bazı zehirlenme ya da ilaç doz aşımı olgularında acil tedavi olarak da kullanılır. Bu yöntem bir yapay böbrekten (ya da "böbrek makinesi"nden) yararlanır ve evde uygulanabilir. Periton diyalizi karında bir kesi yapılmasını gerektirir; bu kesi hastanede yapilır, ama gerekirse evde de yapilabilir gerektirir. HEMODİYALİZİN UYGULANIŞI 1 Bir şant ile (kısa dönemde veya acil durumlarda) ya da bir atardamarın cerrahi işlemle bir toplardamara bağlandığı arteriyovenöz fistül ile diyaliz için kan dolaşımına erişim sağlanır. 2 Şanta ya da fistüle sokulmuş bir iğne makineye kan taşır. Makine, yan tarafina monte edilmiş bir süzgeçten kanı pompalar. Süzgecin içine girince, kan bir zarın bir tarafindan, diyalizat SIVISI ise diğer tarafından akar. Atık ürünler ve su, zar aracılığıyla kandan diyalizat sıvısına geçer. Süzülmüş kan, şanta ya da fistüle sokulmuş başka bir iğne yoluyla makineden vücuda geri döner HEMODİYALİZİN UYGULANIŞI 1 Karında küçük bir kesi yapılarak periton boşluğuna bir kateter sokulur. Katetere bir diyalizat torbası bağlanır; sıvı karın boşluğuna geçer ve orada birkaç saat bırakılır. Sonra, kullanılmış sıvı karından geri çekilir. Omurga Bağırsak Kateter Kullanılmış sivi torbası 7 Şant Toplardamar Damara Atardamar dikilmiş şant Yapay böbrek makinesi Kan pompasi Kan filtresi W S Sivi Mesane
YAPILIŞ NEDENİ
Böbrekleri hasar görmüş kişilerde elektrolitler ile su arasındaki dengeyi sürdürme ve atık ürünleri dışarıya atma süreci başarısız olarak zararlı, hatta yaşamsal tehlike yaratan etkilere neden olur. Diyaliz, böbrekler yeniden normal olarak çalışmaya başlayıncaya kadar onların işlevini üstlenebilir. Ya da diyaliz, eğer böbrek nakli yapılmazsa, ciddi şekilde etkilenmiş bir kişinin ömrünün geri kalanında böbreklerin yerini alabilir. Hastalanmış böbrek Sağdaki böbrek, diyaliz gerektirecek ölçüde böbrek işlevine zarar verebilen birçok bozukluktan birisi olan erişkin polikistik böbrek hastalığının bulunduğu bir kişiden çıkarılmıştır. Salin çözeltisi Kan pompası Toplardamara bağlantı 9 3 C * Kan hücresi Periton Kilcal damar Sivi duvari zarı 2 Periton boşluğunu kaplayan kan damarlarında fazlalık su ve atık ürünler karın zarından sızarak boşluğa geçer ve diyalizatla karışır. Sıvının geri çekilerek kateterden geçip diyalizat torbasına boşalmasına (bir klemp açılarak) izin verilir. D 3 Zar hastanın kanını diyalizattan ayırır. Atıklar, toksik moleküller ve fazlalık sıvı zar aracılığıyla kandan diyalizata geçer. Kan hücresi 3 Yapay zar _ L -T. Diyalizat Atik 4Diyalizat atılır ve arıtılmış kan hastaya geri döner. Her seans yaklaşık iki ila altı saat sürer. Diyalizat boruları Kullanılmış SIVI 3Bu torba atılarak, yerine taze diyalizat içeren yeni bir torba takılır. Yaklaşık bir saat süren bu işlem gündüz ya da geceleyin gerçekleştirilebilir. (bkz. diyabetik diyet). Eğer kişi fazla kiloluysa ve özellikle Tip 2 diyabetliyse, kalorisi azaltılmış diyetle kilo vermesi sağlanabilir. Ayrıca, düzenli egzersiz ve antidiyabetik ilaçlarla tedavi de gerekli olabilir. Genel tedaviye ek olarak, tüm Tip 1 diyaD betli kişiler düzenli olarak insülin almaya ihtiyaç duyarlar. İnjeksiyonları çoğunlukla günde iki, üç ya da dört kez kendi kendilerine yaparlar. İnsülin dozlarının aktivite düzeylerine ve gıda alımına uyacak biçimde ayarlanması gerekir. Eğer glukoz/insülin dengesi sürdürülmezse, hiperglisemi (kanda aşırı fazla glukoz) ya da hipoglisemi (kanda aşırı az glukoz) gelişebilir. Kan glukoz düzeylerinin dikkatlice izlenmesi de kendi kendine tedavinin temel bir unsurudur. Bu durumun olası bir çaresi olarak pankreas naklinin denenmesinin yanı sıra, adacık hücrelerinin (pankreasta insülin üreten hücrelerden oluşan kümelerin) nakledilmesini içeren tedaviler de denenmiştir. Bununla birlikte, böyle tedaviler hala deneme aşamasındadır. Tip 2 diyabet tedavisi çoğunlukla diyetsel önlemlerden, kilo vermeden, egzersizden ve antidiyabetik ilaclardan, sıklıkla da sulfonilüreler gibi hipoglisemik ilaçlardan oluşur. Bazı kişiler en sonunda insülin injeksiyonlarına ihtiyaç duyar. Genel olarak, kan glukoz düzeylerinin dikkatle kontrol altında tutulması komplikasyon riskini azaltır ya da, eğer böyle problemler zaten gelişmişse, bunların ilerlemesini yavaşlatır. Diyabetli kişiler, herhangi bir komplikasyonun olabildiğince erken saptanabilmesi için düzenli tibbi kontroller yaptırmalıdırlar. Glikozillenmiş hemoglobin ölçümü (HbAlC testi olarak da bilinir ve önceki üç aylık dönemdeki kan glukoz düzeylerini gösterir) ve proteinüri saptamaya yönelik idrar testleri gibi ek testlerin yapılması tıbbi kontrolü iyileştirebilir ve problemlerin erken saptanmasına yardımcı olabilir. SONUÇ Diabetes mellitus bulunan kişiler, modern tedaviyle ve etkili kendi kendine izlemeyle, çoğunlukla normal bir yaşantı sürdürebilirler; bununla birlikte, hastalığın geri döndürülmesi olanaksızdır ve yaşam beklentisi azalır.
Benzer tıbbi terimler
Tümünü görAbetalipoproteinemi
Nadir, kalitımsal bir genetik lipoprotein (yağlar veya diğer lipidler ile birleştiren bir protein) hastalığı.
Açlık
Uzun süre gıda yokluğundan kaynaklanan ve kilo kaybına, metabolizma değişikliklerine (vücuttaki kimyasal işlemler) ve aşırı aclığa neden olan bir durum.
Addison hastalığı
Normalde adrenal kortekste (böbreklerin üstünde yerleşmiş olan adrenal bezlerin dış kısımları) üretilen hidrokortizon ve aldosteron gibi kortikosteroid hormonların yetersiz olduğu nadir bir kronik hastalık.
Adenokarsinom
Bir bez veya glandüler doku kanseri için ya da hücrelerinin bez benzeri yapılar oluşturduğu bir kanser için kullanılan A teknik terim.
Adjuvan
Vücutta bir baska maddenin etkisini arttiran bir madde.
Aerobikler
Yüzme, jogging ve bisiklete binme gibi kasların uzun süre boyunca sabit, yeterli bir destek oranında çalışmasına olanak veren egzersizler.
Kullanıcı yorumları
0 yorum
Yorumlar yükleniyor...