Elektrolitler
ELEKTROLİTLER
Elektrolitler, kanda ve vücuttaki diğer sıvılarda bulunan çözeltideki iyonlardır Vücudun tüm işlevlerinde önemli görevleri vardır. Başlıca elektrolitler sodyum, potasyum, kalsiyum, fosfat, klorid ve bikarbonattır. Besinlerden alınırlar; kandaki yoğunlukları daha çok böbrekler ve akciğerler tarafından düzenlenir ve serumun (kanın sivi kısmı) laboratuvarda incelenmesiyle ölçülebilir. Vücuttaki farklı sıvılar, farklı elektrolit yoğunluğuna sahiptir. Örneğin serumdaki sodyumun yoğunluğu 142 millimol/litreyken, potasyumun yoğunluğu yalnızca 4 millimol/litredir. Hücrenin içinde, sodyumun yoğunluğu 10 millimol/litreyken, potasyumun Kandaki elektrolit yoğunluğu birçok organ tarafından düzenlenir.
Örneğin hipofiz bezi elektrolit dengesini destekleyen hormonları salgılar; böbreküstübezleri sodyum ve potasyumu; paratiroid bezleri kalsiyum ve fosfatı; böbrekler ve akciğerler bikarbonatı; böbrekse kloridi denetler. yoğunluğu 160 millimol/litredir. Yoğunluklardaki bu farklılık hücre zarlarında bulunan, hücrenin içindeki sodyum iyonlarını sürekli dışarı çıkartıp içeriye potasyum iyonlarını alan, özel iyon pompaları tarafından sağlanır. Elektrolitlerin farklı sıvılar içinde farklı yoğunluklarda bulunmaları bazı metabolik işlemler için önemlidir; örneğin sinir lifleri boyunca elektriksel uyarıların taşınması için.
Vücudun sıvıları içindeki elektrolitlerin yoğunluğu beslenmede yeterli oranda elektrolit alınmasına, bağırsakların emme yeterliliklerine; aynı zamanda vücuttaki sıvıların içindeki elektrolit yoğunluğunu da düzenleyen böbrek ve akciğerlerin gereği gibi çalışda girdiğinde, alerjik maddenin antikorları dolaşımdaki histamin salgılayan mast hücrelerini tetikler; bu, burun akıntısına ve hapşırmaya neden olur. malarına bağlıdır. Bu işlemleri sekteye uğratan hastalıklar elektrolit yoğunluğuyla ilgili rahatsızlıklara neden olabilir. Örneğin böbrek hastalığı, vücutta çok fazla sodyum, klorid, bikarbonat ve kalsiyum tutulmasına neden olur.
Vücuttaki elektrolit yoğunluğu ayrıca hormonlar tarafından denetlenir; bu hormonların üretimini etkileyen hastalıklar, vücudun metabolizması üzerinde ciddi etkileri olabilen elektrolit rahatsızlıklarına da yol açar. Vücudun metabolizması üzerinde farklı elektrolitler farklı görevlere sahiptir. Sodyum vücudun su dengesinin düzenlenmesine yardım eder ve nabzın, kan basıncının ve kan hacminin normal olmasını sağlar. Sodyumun fazla alınması yüksek kan basıncına neden olabilir; bu nedenle kan basıncı yüksek kişilerin sodyum alımlarını azaltmaları önerilebilir. Sodyum ayrıca sinir uyarılarının taşınmasında ve kas kasılmalarında görev alır.
Sodyumun kanda ve vücut sıvılarında çok fazla (hipernatremi) veya çok az bulunması (hiponatremi) karışıklığa, huzursuzluğa, endişeye, bitkinliğe, kas kramplarına, ödeme ve çok ciddi durumlarda bayılma veya komaya neden olabilir. Potasyum, kan ve dokulardaki asit-baz ve su dengesinin denetlenmesine yardım eder. Aminoasitlerden protein sentezlenmesine ve karbonhidrat metabolizmasına yardım eder. Kas yapılanmasında ve normal vücut gelişmesinde gereklidir. Sodyum ve kalsiyumla birlikte, nabzın normalliğini sağlar; vücudun su dengesini denetler; kas kasılmalarından ve sinirsel uyarılardan sorumludur. Doku hücreleri genellikle yüksek potasyum yoğunluğuna sahipken, kandaki potasyum yoğunluğu azdır.
Kandaki potasyum oranının düşüklüğü veya yüksekliği, bitkinliğe ya da felce neden olur; kalp atışını etkiler. Kandaki ve vücut sıvılarındaki sodyum ve potasyum düzeyi, böbreküstübezleri tarafından salgılanan, böbreklerden yeniden sodyum emilmesini artıran ve böbreklerde potasyum yitimini hareketlendiren aldosteron adlı hormon tarafından denetlenir. Böbreküstübezi tümörü aldosteronun fazla salgılanmasına neden olabilir (hiperaldosteronizm); bu ise vücutta aşırı sodyum birikimine (hipernatremi), kanda potasyum seviyesinin düşmesine (hipokalemi) ve sıvı dengesizliğine yol açar.
Kalsiyum, fosfatla birlikte kemik ve dişleri oluşturan kandaki bir mineral bileşenidir Kalsiyum ayrıca kalp atışının, sinirsel uyarıların aktarılmasının, kasların kasılmasının ve kanın pıhtılaşmasının denetlenmesine yardım eder. Kandaki kalsiyum ve fosfat düzeyleri, paratiroid bezleri tarafından salgılanan ve işlev görebilmesi için D vitaminine gereksinim duyan parathormon tarafından denetlenir. Kalsiyum düzeyleri, tiroid bezi tarafından salgılanan kalsitonin adlı hormon tarafından düzenlenir.
Çok fazla kalsiyum letarjiye (aşırı uyku ve hareketsizlik hali), hezeyana (kişinin saplandığı ve caydırılması zor olan yanlış fikir ya da inanış) ve hastalık nöbetine neden olur; çok azı ise kas spazmına, seğirmeye, kramplara, aşırı halsizliğe ve karıncalanmaya, hastalık nöbetine ve düzensiz kalp atışını neden olur. Klorid, vücudun asit-baz ve sıvı dengesinin sağlanması için gereklidir. Midenin, sindirime yardım eden salgılarının temel bileşenidir. Aşırı terleme, kusma veya ishale dayal sıvı kaybı klorid yetersizliğine neden olur; bunun sonucu ise vücut sıvılarının aşırı alkalik özellik göstermesi (alkalosis), düşük sıvı miktarı ve idrarda potasyum kaybıdır.
Bikarbonat, kanda ve vücuttaki sıvılarda tampon görevi görerek pH'ı (asitlik oranı) 7,35-7,45 arasında tutar. Bikarbonatın yoğunluğu, böbrek ve akciğerler tarafından denetlenir.
Benzer tıbbi terimler
Tümünü görAkromegali (devlik)
Her 20,000 kişiden sadece birini etkileyen akromegali (devlik hastalığı), vücuttaki kemiklerin, kasların ve diğer dokuların aşırı büyümesine neden olan hormonal bir hastalıktır.
Alkaloz
Alkaloz, kanda ve diğer vücut sıvılarında alkali fazlası olmasıdır.
Adacik hücrelerinin tümörleri
Pankreastaki adacık hücrelerinden seyrek olarak tümörler meydana gelebilir.
Ağ tabaka
Ağ tabaka, gözün arkasındaki ışığa duyarlı tabakadır; ağ tabakada görme siniri ile beyne görsel bilgi gönderen fotoreseptörler (ışık algılayıcıları) vardır.
Ağ tabaka tümörü
Retinoblastom, genellikle beş yaşından küçük çocuklarda görülen, potansiyel olarak öldürücü ağ tabaka tümörüdür.
Ağir kas güçsüzlüğü
Çoğunlukla bir otoimmün hastalığı olan ağır kas güçsüzlüğü, timus tümörüne de (timom) bağlı olabilir.
Kullanıcı yorumları
0 yorum
Yorumlar yükleniyor...