Sigara
SİGARA
Yakılmış tütün ya da başka bir bitkinin dumanının ağız yoluyla ciğerlere çekilmesi alışkanlığının en yaygın biçimi, sigara, pipo ya da puro kullanımıdır. Bu biçimde kullanılan en yaygın bitki tütündür; ancak hintkenevirinin (cannabis) sigaralara karıştırılarak ya da pipo ile birlikte kullanımı, birçok ülkede yasadışı olmasına karşın yaygındır. Bu alışkanlık, keşifleri sırasında Asya ve Amerika'daki yerli halkların, tıbbi yararları olduğuna inanarak tütün kullandıklarını gözleyen kaşiflerce Avrupa'ya taşındı.
Günümüzde ise tütün kullanımı, keyif verici, rahatlatıcı etkileri ve nikotin (tütünde bulunan ve bağımlılık yapan kimyasal bir madde) isteğini geçirmesi nedeniyle, daha çok bir alışkanlık olarak kabul edilmektedir. 20. yüzyılda, sigaranın sağlık üzerinde zararlı, hatta ölümcül etkileri olduğuna ve bu bağımlılığın yarattığı isteği yok etmekten başka bir fiziksel yararı olmadığına ilişkin kanıtlar toplanmıştır. Sigara alışkanlığı, ekonomik bunalım ve dengesizlik dönemlerinde ya da II. Dünya Savaşı sırasında, Avrupa'da çok sayıda toplama kampının kurulduğu koşullarda artmıştır. 1964 yılında, ABD Genel Cerrahi Kurumu, sigaranın sağlığa zararları konusundaki ilk resmi uyarıyı yaptı.
Avustralya, İngiltere ve ABD'de sigara içenlerin oranı düştü; ancak günümüzde sigara içenler arasında kadınların oranı yükselmiştir. Günümüzde birçok ülkede, kuruluşlarda sigara içilmeyen alanlar oluşturulması ve sigara paketlerinin üzerine sağlığa zararlı olduğu yönünde uyarı koyma zorunluluğunun getirilmesi, 18 yaşından küçüklere tütün ürünlerinin satışının yasaklanması, belirtilen kamusal alanlarda ve toplu taşıma araçlarında sigara içilmesinin yasaklanması gibi özel ve yasal düzenlemelerle bu konuda bir caydırıcılık sağlanmaya çalışılmaktadır.
Ayrıca sigara içmeyen kişilerin sağlık ve yaşam sigorta primleri de genellikle düşük tutulmaktadır Nüfusun yaklaşık yüzde 25'inin sigara içmeye devam etmesi, nikotin bağımlılığının ve sigara şirketlerinin saldırgan pazarlama stratejilerinin alt edilmesinin ne kadar zor olduğunu göstermektedir. Tütün dumanının ciğerlere çekilmesiyle kalp atış hızı hemen artar, tansiyon yükselir sinir sistemi uyarılır ve hava kanallarında bulunan ve akciğerlere giren havayı temizleyen ince tüylerin (silia) hareketleri yavaşlar.
Kısa sürede ortaya çıkan diğer etkiler, midede asit salgısının artması; idrarın azalması; tat ve koku duyularının körelmesi, açlık duygusunun azalması, bunların sonucunda da iştahın azalması ve kan dolaşımının zayıflamasıdır. Uzun süre sigara kullanımı, vücutta dumanın doğrudan temas ettiği yerlerde kanser riskini artırmaktadır. Sigara içenlerde akciğer, dudak, yutak (farenks) ve yemek borusu kanserleri gibi mesane, böbrek, pankreas ve rahim boynu kanserleri de sigara içmeyenlere göre daha fazla görülmektedir. Ayrıca bu hastalıklar nedeniyle ölüm riski de sigara içenlerde daha yüksektir.
Bunların suçlusu, nikotin ile dişlerin ve parmakların sararmasına, akciğerlerin içyüzünde birikerek de kana oksijen gidişinin azalmasına yol açan katrandır. Ciğerlere çekilen dumanda, normal havaya göre daha az oksijen, daha fazla karbonmonoksit bulunur. Karbonmonoksit, otomobillerin egzoz gazlarında da bulunan öldürücü bir zehirdir. Sigara içenlerde amfizem, yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riski de daha fazladır. Pasif sigara içiciliği, sigara dumanının sigara içenlerin çevresinde bulunan kişileri etkilemesini anlatmak için kullanılan bir terimdir.
Sigara dumanından bu şekilde etkilenmenin de sağlık üzerinde hastalık riskini artırabilecek kötü etkileri vardır Hamilelikte sigara içmekten kaçınılmalıdır. Sigara dumanındaki karbonmonoksit, göbek bağı yoluyla annenin kanından bebeğe geçer ve bebek için gereken oksijen miktarını azaltarak bebeğin kalp atışlarının hızlanmasına neden olur. Göbek bağındaki damarlar daralır ve bebeğe giden kan azalır. Nikotin de bebeğe geçerek solunum hareketlerinin gelişimini etkiler. Sigara içen hamile kadınlarda düşük, doğum sırasında komplikasyonların gelişmesi, bebekte düşük beden ağırlığı ya da doğumdan kısa bir süre sonra bebeğin ölmesi riski daha fazladır.
Hamilelikte sigara içilmesi, bebek ölümleri ile ileride astım ya da solunum yolu enfeksiyonlarının gelişmesinde de bir etkendir. Hamilelikte sigaraya ara vermenin de, hamilelik boyunca sigara içmeye göre daha iyi sonuçları olduğu görülmüştür. Emzirme sırasında sigara içilirse, sigara dumanındaki zehirler sütten bebeğe geçmektedir. Bebeğin yakınında sigara içilmesi de sigara dumanına karşı bir duyarlılık yaratarak astım, solunum sorunları, akciğer işlevlerinin zayıflaması, öksürük, bronşit ve zatürreeye yol açabilir. Sigara içenlerde de nikotine karkadınlarda, düşük, doğum sırasında komplikasyonların gelişmesi ve bebekte düşük vücut ağırlığı, sigara içmeyen kadınlara göre daha fazladır.
noksit, göbek bağı yoluyla annenin kanından bebeğe geçer. Bu, bebek için gereken oksijen ve kan miktarını azaltarak bebeğin sağlıklı gelişimini önler. şı bir dayanıklılık (tolerans) gelişir ve bu sigara isteğini geçirmek için daha fazla sigara içme gereksinimi doğurur; bu düzey ise kişiden kişiye değişmektedir. Sigaradan kaynaklanan ciddi hastalıklar, tüketilen tütün miktarına bağlıdır; belirli bir süre içinde kullanılan tütün miktarı arttıkça, tütünün zararlı etkilerinden kaynaklanan hastalıkların gelişme hızı da artar. Kullanılan miktarın artırılması, kişinin bağımlılık derecesine bağlıdır ve bu, sigara kullanılmadığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Yoksunluk belirtileri, sigarayı bırakmayı da zorlaştırmaktadır. Bu belirtiler, öksürük, dikkati toplama güçlüğü, baş ağrı si, sinirlilik, gerginlik, koku ve tat duyusunda değişmedir. Yemeklerden sonra ya da sabah kalkar kalkmaz sigara içmek gibi gündelik birçok etkinlik ya da alışkanlık sigara isteği yaratabileceğinden, sigarayı bırakmanın psikolojik güçlükleri de vardır. Bu nedenle, sigara bırakma programları, bağımlılığı yaratan tüm etkenlerin çözümlenmesini amaçlamalıdır.
Benzer tıbbi terimler
Tümünü görAğiz kokusu
Ağzın kötü bir şekilde kokması durumu, yetersiz ağız hijyeninin yanı sıra, soğan ya da sarımsak gibi kokulu yiyecekler ya da sigara kullanımı ağız kokusunun temel nedenleri arasında yer alır.
Ağiz kanseri
Ağız kanseri dudak, dil, ağız tabanı, yanakların iç kısmı, dişetleri ve damakta görülen kanserleri kapsayan bir terimdir.
Aids'e bağlı kanserler
Lenfositler, bedenin kansere karşı mücadelesinde önemli bir rol oynar._ T4 hücresinin işlevi zarar gördüğünde kanser gelişebilir Kaposi sarkomu, AİDS’e bağlı kanserlerin en yaygın görülen şeklidir.
Altinci hastalik
Erken çocukluk döneminin yaygın bir hastalığı olan altıncı hastalığa herpes virüsünün bir tipi neden olur ve hızla 39-40 dereceye yükselen bir ateşle belirginleşir.
Alzheimer hastaliği
Alzheimer hastalığı, yaygın görülen bir beyin hastalığıdır ve bunamaya (zihinsel karmaşa ve işlev kaybına) neden olur.
Anevrizma
Hastalığın bilinen tek bir nedeni yoktur; ancak risk etmenleri yüksek kan basıncını (yüksek tansiyon), sigara kullanılmasını, obeziteyi ve kanda yüksek kolesterol düzeyini içerir.
Kullanıcı yorumları
0 yorum
Yorumlar yükleniyor...