olasılığı, 450-550 mg/m² toplam kümülatif dozuna kadar yavaşça artış gösterir. Bu
nedenle, KKY geliştirme riski dik bir şekilde artmaktadır ve 550 mg/m² azami kümülatif
dozun aşılmaması önerilmektedir.
,
,
Kardiyak toksisiteye dair
risk faktörleri, aktif veya pasif
kardiyovasküler hastalığıi,
mediastinaļ / perikardiyal alana uygulanan daha önceki veya eşzamanlı radyoterapiyi,
daha önceden diğer antrasiklinlerle veya antrasenediyonlarla
tedavi alınmış olmasını ve
kardiyak kontraktiliteyi baskılayäbilen ilaçların veya kardiyotoksik ilaçların (örneğin,
trastuzumab) eş zamanlı kullanımını içermektedir. Doksorubisin dahil antrasiklinler,
hastanın kardiyak fonksiyonu yakından izlenmediği takdirde diğer kardiyotoksik
ajanlarla birlikte uygulanmamalıdır. Özellikle trastuzumab gibi uzun yarılanma ömrü
olan diğer kardiyotoksik ajanlarla tedavi durdurulduktan sonra bile antrasiklin alan
hastalarda, kardiyotokşisite
gelişme riski belirgin olarak artmıştır. Trastuzumabın
yarılanma ömrü, yaklaşık 28-38 gün olduğu rapor edilmiştir. Dolaşımda 27 haftaya
kadar kalabilir. Bu nedenle, hekimlerin mümkünse trastuzumab tedavisini
sonlandırdıktan_27 hafta sonrasına kadar antrasiklin tedavisinden kaçınması gereklidir.
Bu süre bitmeden antrasiklinlerin kulanılması durumunda, kardiyak fonksiyonun
dikkatli bir şekilde izlenmesi önerilir.
T
=
Yüksek kümülatif dozlar alan hastalarda ve risk faktörleri bulunan hastalarda kardiyak
fonksiyon dikkatli bir şekilde izlenmelidir. Ancak, doksorubisin ile kardiyotoksisite,
kardiyak risk faktörleri mevcut olsun veya olmasın daha
düşük kümülatif dozlarda da
oluşabilir.
Çocuklar ve ergenler doksorubisin uygulamasını takiben gecikmiş kardiyotoksisite
gelişmesi bakımından daha yüksek risk altındadırlar. Kadınlardaki risk erkeklerden daha
fazla olabilir. Bu etkiyi izlemek için periyodik olarak kardiyak değerlendirmeler ile takip
önerilir.
Doksorubisinin ve diğer antrasiklinlerin veya antrasenediyonların toksisitesinin aditif
olması muhtemeldir.
Hematolojik
Toksisite
Doksorubisin miyelosüpresyon oluşturabilir. Diferansiyel
beyaz kan hücresi (WBC)
sayimları dahil hematolojik incelemeler, doksorubisin ile tedavinin her siklusundan önce
5
ve her siklus sırasında değerlendirilmelidir. Doza bağımlı, geri dönüşlü lökopeni ve/veya
granülositopeni (
nötropeni), doksorubisin hematolojik toksisitesinin en belirgin klinik
tablosudur ve bu ilacın en yaygın
akut doz sınırlayıcı toksisitesidir. Lökopeni ve
nötropeni, genel olarak
ilaç uygulamasından sonraki 10. ve 14. günler arasında en alt
düzeye düşmektedir; olguların çoğunda 21. gün itibariyle beyaz kan hücresi/
nötrofil
sayimları normale dönmektedir.
Trombositopeni ve
anemi de oluşabilir. Şiddetli
miyelosupresyonun klinik sonuçları arasında, ateş, enfeksiyonlar,
sepsis/
septisemi,
septik
şok,
hemoraji,
doku hipoksisi veya
ölüm bulunur.
İkincil
Lösemi
Antrasiklinlerle tedavi edilen hastalarda pre-lösemik fazı içeren veya içermeyen
sekonder lösemi, bildirilmiştir. Sekonder lösemi, bu gibi
ilaçlar,
DNA'da hasar oluşturan
antineoplastik ajanlarla kombinasyon halinde kullanıldığında, hastalar daha önceden
sitotoksik ilaçlarla ağır bir şekilde tedavi edildiklerinde veya antrasiklinlerin dozlar
yükseltildiğindc daha yaygındır. Bu löscmilerin latans dönemi 1 ile 3 yıl arasında
değişebilir.
Gastrointestinal
Doksorubisin emetojeniktir. Genellikle jlacın uygulànmasından sonra erken dönemde
mukozit/
stomatit görülür ve eğer şiddetli ise birkaç gün içerisinde mukozal
ülserasyonlara kadar ilerleyebilir. Çoğu hastada bu advers olay tedavinin üçüncü
haftasında iyileşir.
• Doksorubisin ve sitarabin dahil olmak üzere, polikemoterapi ile üç ardıştk gün boyunca
tedavi edilen Ienfatik olmayan akut lösemi hastalarında,
kolon ülserasyonu veya
nekrozuna rastlanabilir. Bu olaylar
kanama veya enfeksiyonların ortaya çıkması
nedeniyle ölümle sonuçlanabilir.
Karsinogenez. Mutagenez ve Doğurganlığın Bozulması
Doksorubisinin, in vitro ve in vivo testlerde genotoksik ve mutajenik olduğu
gösterilmiştir.
Doksorubisin, kadınlarda ilaç uygulaması süresince infertiliteye neden olabilir
Doksorubisin, amenoreye neden olabilir. Prematür
menopoz oluşabilse de tedavinin
sonlandırılmasından sonra ovülasyonun ve menstruasyonun geri geldiği görülmektedir.
Doksorubisin mutajeniktir ve insan spermatozoasında kromozom hasarına neden olabilir.
Oligospermi veya azoospermi kalıcı olabilir, ancak
sperm sayılarının bazı durumlarda
normal seviyelere geri döndüğü bildirilmiştir. Bu durum, tedavinin sonlanmasından
birkaç yıl sonra gerçekleşebilir. Doksorubisin tedavisi alan erkekler, etkili
doğum
kontrolü yöntemlerini kullanmalıdır.
Hepatik fonksiyonlar
Doksorubisinin eliminasyonunun ana yolu, hepatobiliyer sistemdir. Doksorubisin ile
tedavi öncesinde ve süresince
serum toplam bilirubini değerlendirilmelidir. Yükselmiş
bilirubin değerleri bulunan hastalarda, genel toksisite artabilir, ilacın klerensi
yavaşlayabilir. Bu hastalarda daha düşük dozlar önerilmektedir (bkz. bölüm 4.2 Pozoloji
ve
Uygulama Şekli). Ağır hepatik bozukluğu bulunan hastalar, doksorubisin