Böbreğin işlevleri
Böbreğin işlevleri
Böbrek, hem boşaltım hem de salgılama işlevlerini yerine getirir. Boşaltım işlevi: Böbrek, üre ve istenmeyen diğer metabolizma atıklarını ayırıp kanı süzer. Kandaki elektrolitlerin dengesini ve vücuttaki su miktarını korur. Böbreklerin su atımını çoğaltan idrar söktürücü ilaçlar, genellikle vücut içinde dolaşan su miktarını azaltmak için şiddetli olmayan yüksek tansiyon vakalarında ve kalp üzerindeki yükü hafifletmek için hafif kalp yetmezliklerinin tedavisinde kullanılır. Her bir böbrekte idrarı toplayan borucuklar ya da süzücü ünite (nefron) olarak adlandırılan yaklaşık bir milyon mikroskobik işlevsel birim vardır.
Her bir süzücü ünite, Bowman kapsülüyle (böbreklerde bulunan süzme ünitelerinin kılcal damarlarının çevresini sıkıca saran filtre zarı) çevrelenmiş bir küme kılcal damardan oluşan bir süzme üniteleri ile başlar. Süzülen kan, kapsülden ayrılıp vitaminlerin ve çeşitli elektrolitlerin yeniden emildiği süzücü ünitenin yakın ve uzak tüpçüklerinden geçer. Süzücü ünitenin bir kısmı (Henle halkası ya da Henle kulpu da denilen borucuk), böbreğin iç kısmına doğru ilerleyip, su, sodyum ve potasyum iyonlarının yeniden emilmesinde önemli bir rol oynar. Yeniden emilen suyla elektrolitler, Bowman kapsülünden ayrılan kılcal damarların oluşturduğu ağlara girer.
Atık maddeler ve zehirli maddeler, ya yeniden emilmez ya da etkin bir biçimde idrarla atılır. Toplayıcı kanal olan süzücü ünitenin sonuncu kısmi, suyla elektrolitlerin yeniden eden ayıran böbrek dokusu Böbreğin temel işlevi, vücudun atık maddelerden arındırılması ve bu atık maddelerin idrarla atılımının sağlanmasıdır. Böbrek, aynı zamanda vücudun gereksinim duyduğu su ile elektrolitlerin yeniden emilmesinde önemli bir rol oynar. Yetişkinlerde ortalama idrar atılımi, günlük 1-1,5 litredir. İdrar miktarıyla yoğunluğu, sıvı alımının yanı sıra solunum, terleme ve dışkıyla sıvı kaybına bağlı olarak değişiklik gösterir. Vücut su kaybettiğinde az miktarda idrar üretilir.
Boşaltım sistemi enfeksiyonlarına ve böbrek taşlarına eğilimli kişiler, bu enfeksiyonlarla taş oluşumunun tekrarlamasını engellemek için yeterli miktarda idrar atmaya dikkat etmelidir. Böbreğin süzme ünitelerindeki filtre zarı, böbreklerin süzme ünitelerini tutan iltihap sırasında (glomerülonefritis) vücudun kendi savunma reaksiyonu sonucu zarar görebilen karmaşık bir yapıdır. Bu hastalık, genellikle streptokok enfeksiyonlarından sonra ya da vücudun kendi yapılarına kendisinin saldırdığı (otoimmün) bazı hastalıklar sırasında gelişir.
Şeker hastalığında süzme ünitelerindeki kılcal damarların alt kısmındaki zarın kalınlaşması, süzme ünitelerinin işlevlerini bozar ve böbrek yetmezliğine yol açar. Ağrıkesicilerin farklı amaçlarla kullanılmasi, idrarı toplayan borucuklarım ciddi bir biçimde zarar görmesine yol açabilir. Şiddetli çarpışma sonucu oluşan yaralanmalarda ya da maraton koşucularında, aşırı isınma sonucu zarar gören kaslardan gelen hemoglobin, bu tüpçükleri tıkayabilir. İdrarı toplayan borucukların zarar görmesi, hücre dışı sıvısının bileşiminde ciddi değişikliklere neden olur. Potasyum gibi bazı iyonların konsantrasyonu çok ciddi düzeylere yükselebileceğinden böbrek yetmezliği ölümcül olabilir.
Geç evre böbrek yetmezliğinde hastanım yaşamı, diyaliz ve suni böbreklerle sürdürülebilir; hem diyaliz hem de suni böbrekler bir böbrek uzmanının sürekli takibini ve müdahalesini gerektirir. Böbreğin işlevi, kanın süzülmesinden çok daha fazladır. Böbrek enfeksiyonu, eskiden yatalak hastaların ölümüyle sonuçlanan yaygın bir hastalıktı. Tıptaki son ilerlemelerle bile böbrek yetmezliği, hâlâ birçok genel tıbbi durumun son evresini oluşturur. Hormon işlevi: Böbreğin hormon işlevi, hormonların kana salgılanmasını içerir; _ eritropoetin, kanın oluşumunu etkilerken hidroksikolekalsiferol, kalsiyum metabolizmasına karışır.
Merkezden uzakta bulunan sarmal tüpçüğün süzme ünitesindeki kılcal kan damarlarıyla birleştiği yerdeki özel epitel tabakası, kan konsantrasyonuóla hormon salgılanmasını algılar. Bu düzenek (juxtaglomerular apparatus), kanda bulunan sodyum konsantrasyonundaki azalmaları da algılar ve elektrolit dengesini yeniden kurmak için zincirleme tepki oluşturan bir enzim olan renini salgılar. Renin, kandaki anjiyotensinojeni anjiyotensin I’e dönüştürür; anjiyotensin I'de akciğerlerde anjiyotensin II'ye çevrilir. Anjiyotensin II, böbreküstübezinin dış bölümü tuzun yeniden emilmesini artırması amacıyla süzücü üniteyi harekete geçiren aldosteron salgılaması için uyarır.
Aldosteron salgılanması, idrardaki su oranını artırır, tuzun vücut sıvıları içindeki konsantrasyonunu düzenler ve kan basıncıı artırır. Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlardan birçoğu, bu renin-angiotensin-aldosteron sistemini önleyerek işler.
Benzer tıbbi terimler
Tümünü görAkciğer kanseri
Akciğer kanseri sık görülen bir kanserdir, hem erkeklerde (prostat kanserinin ardından) hem de kadınlarda (göğüs kanserinin ardından) en sık görülen ikinci kanser türüdü.
Acil durum gereçleri
Bir ilkyardım çantası oluşturma Evde, arabada ve işyerinde bir ilkyardım çantası bulundurulmalıdır.
Acil ilkyardım eylem planı
Kazanın ardından size, başkalarına ve kazazedenin başına gelebilecek tehlikeyi kontrol edin.
Acil ilkyardım kılavuzu
İlkyardım nedir? İlkyardım, hasta ya da yaralının ilk bakımıdır.
Adacik hücrelerinin tümörleri
Pankreastaki adacık hücrelerinden seyrek olarak tümörler meydana gelebilir.
Addison hastalığı
Nadir görülen bu hastalık ce yok olmasından kaykoyulaşmadır.
Kullanıcı yorumları
0 yorum
Yorumlar yükleniyor...