Kan-beyin engeli
Merkezi sinir sistemi içinde kılcaldamarların (incecik kan damarlarının) duvarlarını oluşturan hücreler arasındaki sıkı, geçirimsiz bileşkelerin meydana getirdiği sistem. Kan-beyin engeli koruyucu bir işleve sahiptir; yalnızca kan dolaşımındaki belirli maddelerin ve ilaçların merkezi sinir sistemine, özellikle de beyne ulaşmasına izin verir. İşık ışınları kan hücreleri Kan cisimcikleri de denilen, yaşam süKANI OLUŞTURAN BİLEŞENLER Kan, vücutta toplardamarlar ve atardamarlar aracılığıyla dolaştırılarak, akciğerlerden dokulara oksijen ve dokulardan akciğerlere karbondioksit taşır. Kan, ayrıca, barsaklardan emilmiş şekerler, yağlar ve proteinler gibi besin öğelerini ve çeşitli bezlerden salgılanan hormonları da taşır. Hücrelerden salınan atık ürünler, karaciğerde parçalanmak ya da böbreklerden dışarı atılmak üzere kanda taşınır. Beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) Bu hücreler vücudu infeksiyona karşı korur ve infeksiyon oluştuğunda onunla savaşır. Bunlar alyuvarlardan daha büyüktür, ama sayıca daha azdır. Üç ana tipinden (granülositler, monositler ve lenfositler) her birisi infeksiyonla başa çıkmada farklı bir rol üstlenir. Kan pulcukları (trombositler) Kemik iliğinde üretilen en küçük kan hücresi tipi. Bunlar kanın pıhtılaşmasında önemli bir rol oynar. relerinin büyük bölümü boyunca kanda bulunan hücreler. Bunlar kırmızı kan hücrelerini (normal kan hacminin yaklaşık %4.5 kadarını oluşturur), beyaz kan hücrelerini ve trombositleri kapsar. Kan hücrelerinin tümü, kök hücre denilen tek bir hücre tipinden bir dizi bölünme yoluyla kemik iliğinde üretilir.
KIRMIZI KAN HÜCRELERİ
Bu hücreler KKH'ler, alyuvarlar, kırmızı kan cisimcikleri ya da eritrositler olarak da bilinir. Bunlar akciğerlerden dokulara oksijen taşır (bkz. solunum). Oluşum Kırmızı kan hücreleri eritropoyez denilen ve yaklaşık 5 gün alan bir süreçle kemik iliğinde kök hücrelerden oluşturulur. Bu hücrelerin oluşumu için demir, aminoasitler, B12 vitamini ve folik asit gibi besin öğelerinin yeterli miktarda sağlanması gerekir. KKH'lerin oluşum hızını böbreklerin ürettiği eritropoyetin adlı bir hormon etkiler. Kemik iliğinden kan dolaşımına henüz salınmış olan olgunlaşmamış kırmızı kan Kırmızı kan. hücre Kan pulcuğu Beyaz kan hücresi Monosit Lenfosit Granülosit Akyuvarları ve trombositleri içeren katman Trombositler hücrelerine retikülositler denilir; iki ila dört gün içinde bunlar olgun hücrelere dönüşür. Yapı ve işlev Kanın 1 milimetre küpünde yaklaşık 5 milyon kırmızı kan hücresi vardır; bunlar disk (kurs) biçimindedir, yaklaşık 0.0075 mm çapındadır ve orta kısımlarına göre kenarları daha kalındır. Bu biçim her hücreye göreceli olarak geniş bir yüzeyi alanı sağlar, bu da onların oksijen moleküllerini soğurmalarına ve salivermelerine yardımcı olur, dar kan damarlarından sıkışarak geçerken şekil değiştirmelerine olanak sağlar. Kırmizı kan hücrelerinin yüzey yapısı kişiden kişiye hafifçe değişiklik gösterir ve bu da kanın gruplar halinde sınıflandırılmasına temel oluşturur (bkz. kan grupları). KKH'lerde büyük miktarda hemoglobin (demir içeren pigmentli bir protein) bulunur. Hemoglobin oksijene bağlanarak (kimyasal olarak onunla birleşerek) vücut dokularına oksijen taşıyan oksihemoglobin oluşturur. OksihemogNormal kan sürüntüsü Normal kanın mikroskop altında görünüşü böyledir. Ağır basan özellik, kan hacminin neredeyse yarısını oluşturan kırmızı kan hücrelerinin bolluğudur. Bir beyaz kan hücresi (lenfosit) açıkça görülebilir; kan pulcukları koyu renkli minik parçacıklardır. Plazma Plazma Kanın çoğunlukla sudan oluşan sıvı kısmı. Proteinler, yağlar, glukoz ve tuzlar gibi maddeleri taşır. Kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) Alyuvarlar Bu disk biçimindeki hücreler kemik iliğinde oluşur ve akciğerlerden vücudun diğer kısımlarına oksijen taşır. Bu hücreler geniş bir yüzey alanına ve esnek bir biçime sahiptir. Alyuvarlar lobin, esas olarak atardamarlardan akan oksijenlenmiş kanın kırmızı renk almasından sorumludur. Venöz (toplardamardaki) kan çoğunlukla daha koyu renklidir, çünkü bağlanmamış (oksijensiz) halde hemoglobin içerir. Her KKH'nin içeriğinde enzimler (biyokimyasal reaksiyonları destekleyen maddeler), mineraller ve hücre metabolizması (kimyasal süreçleri) için enerji sağlayan ve hücrenin biçimini, yapısıni, esnekliğini devam ettiren şekerler de vardır. Yaşlanma ve yıkım KKH'lerin dolaşımdaki normal ömrü yaklaşık 120 gündür. KKH'ler yaşlandıkça iç kimyasal mekanizmaları aşınır, esneklikleri kaybolur, dalaktaki ve diğer organlardaki küçük kan damarlarinda sıkışıp kalırlar; o zaman, makrofaj denilen bir tür beyaz kan hücresi bunları yok eder. Hemoglobin moleküllerini oluşturan bileşenlerin çoğu yeniden kullanılır, ama bazıları parçalanarak bilirübin denilen atık ürüB nü oluşturur. Bozukluklar KKH'lerin üretilme ya da yıB kıma uğrama hızında, sayılarında ve biçimlerinde, büyüklüklerinde, hemoglobin içeriklerine anormallikler meydana gelebilir; tüm bunlar çeşitli anemi ve polisitemi biçimlerine neden olabilir (bkz. kan bozuklukları kutucuğu).
BEYAZ KAN HÜCRELERİ
Bunlara BKH'ler, beyaz kan cisimcikleri ya da lökositler de denilir. Bunlar vücudun infeksiyona karşı korunmasına ve infeksiyon oluştuğunda onunla savaşılmasına yardımcı olur. Beyaz kan hücreleri kırmızı kan hücrelerinden daha büyüktür (çapları 0.015 mm'ye ulaşır), ama sayıca çok daha azdır (her 1 mm3 kanda yaklaşık 7500 BKH vardır). Kırmızı kan hücrelerine kiyasla bu hücreler genellikle ömürlerinin daha kısa bir kısmını kanın içinde geçirirler. BKH'lerin üç ana tipi granülositler (bunlara polimorfonükleer lökositler de denilir), monositler ve lenfositlerdir. Granülositler Granülositler de kendi aralarında nötrofil, eozinofil ya da bazofil olarak sımıflara ayrılır; her tipin kendine özgü bir görevi vardır. Bunların en önemlisi, istilacı bakterileri tecrit edip ortadan kaldıran nötrofillerdir. Nötrofiller kanda yalnızca 6 ila 9 saat kadar kalarak, kan damarlarının duvarlarından dokulara geçerler. Eozinofiller alerjik reaksiyonlarda rol oynar ve belirli parazit (asalak) infeksiyonlarına yanıt olarak sayıca çoğalırlar. Bazofiller inflamatuvar (iltihabi) ve alerjik reaksiyonlarda görev alırlar. Monositler Bu hücreler de immün sisteminde önemli bir rol oynarlar. Kan dolaşımında yaklaşık 1 ila 3 gün kalırlar. Lenfositler Lenfositler çoğunlukla kemik iliğinde değil, lenf düğümlerinde oluşturulur. Kan dolaşımında, lenf düğümlerinde ve lenf düğümleri arasındaki kanallarda sürekli dolaşarak, immün sisteminde önemli bir rol oynarlar. Lenfosit hücrelerinin yaşam süresi üç ay ile on yıl arasında değişebilir. Lenfositlerin başlıca iki tipi vardır: T-lenfositler (T-hücreler olarak da bilinir) ve B-lenfositler (B-hücreler olarak da bilinir). T-lenfositler gecikmiş aşırı duyarlılık reaksiyonlarından sorumludur (bkz. alerji) ve ayrıca, kansere karşı korunmada da görev alır. T-lenfositler -diğer hücrelerin işlevselliğini etkileyen kimyasal maddeler (bunlara lenfokinler denilir) üretirler. T-lenfositler içerdikleri yüzey belirteç próteinlerine göre sınırlandrrılabilir; örneğin, CD4 yüzey belirteç proteinlerine sahip T-lenfositler HIV infeksiyonunun izlenmesinde özellikle önemlidir. Ek olarak, T-lenfositler, belirli infeksiyon hastalıklarımın ikinci bir atağını önleyici işlev üstlenebilen antikorları oluşturan B-lenfositlerin aktivitesine de aracılık eder. Bozukluklar Lösemiler, beyaz kan hücrelerinin kemik iliğinde kontrolsüz olarak aşırı üretildiği kan bozukluklarıdır. Beyaz kan hücreleri yeterli sayıda üretilmediği zaman başka bozukluklar ortaya çıkar. TROMBOSİTLER Kan pulcukları da denilen trombositler en küçük kan hücresi tipidir (çaplari 0.002 mm - 0.003 mm'dir). Her 1 mm3 kanda yaklaşık 300.000 trombosit vardır. Diğer kan hücreleri gibi bunların da kaynağı kemik iliğidir. Trombositler kanda yaklaşık 9 gün yaşar. İşlev Trombositler belirli koşullar tarafindan harekete geçirilinceye kadar eylemsiz olarak kanda dolasır; harekete geçirildiklerinde, kan damarı duvarlarına ve birbirlerine yapışmaya başlarlar. Bu aktiviteler, yaraların kapanıp iyileşmesine yardımcı olan kan pıhtılaşmasında önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte, trombositlerin bir araya gelip birikmesi bazen kan damarlarında pıhtıların oluşumuna yol açar (bkz. tromboz).
TANIDA KAN HÜCRELERİ
Çeşitli kan hücresi tiplerinin sayıları, biçimléri ve görünüşleri hastalık tanısında büyük değer taşır (bkz. kan sayımı; kan filmi). kan pıhtısı Bkz. pıhtı tıkacı; trombus.
Benzer tıbbi terimler
Tümünü görAdrenalin
Adrenal bezlerde, otonom sinir sisteminin bir parçası olan sempatik sinir sistemi sinyallerine yanit olarak salgılanan ve epinefrin olarak da adlandırılan hormon.
Aberran
Anormal anlamina gelen bir terim; medikal olarak bu kelime genellikle normal yolundan ayrılmış bir kan damarı ya da sinir için kullanılır.
Adenokarsinom
Bir bez veya glandüler doku kanseri için ya da hücrelerinin bez benzeri yapılar oluşturduğu bir kanser için kullanılan A teknik terim.
Agranülositoz
Ciddi akut nötrofil (enfeksiyon yapan mikroorganizmaları bulan ve ortadan kaldıran beyaz kan hücreleri) kaybı olan, yaşamı tehdit edebilen bir hastalık.
Ağır kombine immün yetersizliği
(severe combined immunodeficiency, SCID) Immün sisteminin yetersiz çalıştığı ya da hiç çalışmadığı nadir bir konjenital (doğustan beri olan) bozukluk.
Abdomen (karın)
Göğüs ve pelvis arasındaki vücut bölgesi.
Kullanıcı yorumları
0 yorum
Yorumlar yükleniyor...