Kimyasal maddeler

Kimyasal maddeler

Çevresel zehirlenmelerin diğer nedenleri, genellikle kaza eseri yiyeceklerle temas edip, insan vücuduna geçen zehirli bitkiler ve evlerde kullanılan zehirli kimyasal maddeler, sabun ve deterjanlar, çamaşır suları ve temizleyiciler, böcek ve fare yemleri, kozmetikte kullanılan maddeler, ökaliptus ve çayağacı yağıdır. Bunlardan birini yanlışlıkla alan çocuklar zehirlenebilirler. Zehirli bitkiler, çocuklara çekici görünmelerine karşın, zehirlenmelerin önemli nedenleri arasında değildir. Zehirlenme, mantarlardaki çeşitli maddelerden kaynaklanabilir.

Bitki zehirlenmesi, solanin (idrar söktürücü bitkisel madde) içeren (bazen yeşil patateste de bulunur) yeşil ya da filizlenmiş köklerin yenmesiyle de oluşabilir. Kurşun, yerkabuğunun büyük bir kısmında bulunan ve insan vücudunda birikerek zehirlenmelere yol açan ağır bir metaldir. Yetişkinler bu metale çalışma ortamlarında, çocuklar ise ev ortamına bulaşmasıyla maruz kalabilirler. Mesleki açıdan, kurşun cevherinin yeraltından çıkarılması, kurşun alaşımlarının lehimlenmesi ve oksijenle kesilmesi kurşun-asit karışımı pillerin üretimi ve kurşun içeren boyaların kullanımı sırasında oluşan gazların ve tozların solunmasıyla kurşun zehirlenmesi oluşur.

Çocuklar bu metale, 1950'lerden önce evlerde kullanılan boyalar yoluyla maruz kalmış olabilirler. Kurşun parçaları, boyadan sonra ince bir toz halinde eve ve toprağa bulaşarak yıllarca kalabilmektedir. Kurşun tozları çok küçüktür ve çoğunlukla koruyucu maskelerden ve süzgeçlerden geçebilmektedir. 1980'den itibaren, kurşunsuz benzin kullanımıyla ve teneke kutularda (konserve kutuları gibi) kurşun lehimlerin kullanımına son verilmesiyle, insanların çevresel olarak kurşuna maruz kalmaları bir ölçüde azalmıştır. Kurşun boruların ve kurşun kaplı su depolarının kullanımıyla, bazı ülkelerde sudaki kurşun miktarları artsa da, suyun da güvenli olduğu söylenebilir.

Şarap, büyük olasılıkla daha önce kurşun arsenatın böcek öldürücü olarak kullanılması (bağ ve bahçelerde) nedeniyle, diğer içkilerden daha fazla kurşun içerebilir. Kurşun kan hücreleriyle taşındığı için, kurşun zehirlenmesi riski altındakilerin kanındaki kurşun düzeyinin kontrol edilmesi önemlidir. Kurşun zehirlenmesinin belirtileri, genellikle, bu metale maruz kaldıktan çok sonra ortaya çıkar. İlk etkileri sinir sistemi üzerindedir; bellekte ve öğrenme yetisinde zayıfla ma, dikkat ve tepki süresinde ise artış görülür. Etkilenen kişilerde halsizlik, kişilik değişiklikleri, karıncalanma ve uyuşma, kaslarda güçsüzlük görülebilir.

Sonraki etkileri ise karın ağrısı, kabızlık ya da ishal, kansızlık, böbrek bozukluklarıdır. Bu etkiler geç görüldüğü için, bu konuda koruyucu önlemler alınması yaklaşımına gidilmekte, örneğin, risk altındaki çalışan kişilerde kandaki kurşun düzeyleri izlenmektedir. Anne karnında ve 4 yaşına kadar olan çocuklarda beyin gelişimini etkileyebilir; bunun sonucunda da bilişsel yetileri zayıflatabilir. Bu nedenle, bu tür işlerde çalışan kadınların, gebelik ve emzirme dönemlerinde kurşunun kötü etkisinde kalmaktan kaçınmaları önemlidir. Küçük çocukların, kurşuna maruz kalmamasına dikkat edilmeli, bu düzeyler en düşük seviyede tutulmalıdır.

Özellikle, oyun sırasında ellerini sık sık ağızlarına götüren 1-3 yaş arası çocuklar risk altındadır. Bazı çocuklarda hiçbir belirti görülmezken, bazı çocuklarda büyümede yavaşlama, işitme kaybı ve merkezi sinir sisteminde, üreme organlarında, böbreklerde bozulmalar görülür. Çok şiddetli kurşun zehirlenmelerinde felç ya da koma; hatta ölüm görülür. Sürekli maruz kalınması durumda, kurşun vücutta birikir ve kanla kırmızı kan hücrelerine taşınır. Kırmızı kan hücrelerindeki çeşitli enzimleri etkileyerek kansızlığa neden olur. Tüm vücuttaki kurşunun % 90'dan Belirtiler görülünceye kadar vücutta çok miktarda kurşun biriktiğinden, kurşun zehirlenmesinin tedavisi zordur.

Çalışma ortamlarında yok edilmesi çok önemlidir. Kurşun, vücuttan böbrekler aracılığıyla çıktığı için, kurşuna bağlanan kimyasal maddelerin kullanımı bu süreci hızlandırabilir. Tedavide, hastalara su verilmeli ve böbrek işlevleri yakından izlenmelidir. Cıva zehirlenmesi, cıva bileşiklerinin ağız, solunum ya da deri yoluyla vücuda girmesinden kaynaklanır. Doğada bulunan bir metal olmasına karşın, sanayide yaygın olarak kullanılması tehlikelidir. Vücut üzerindeki etkileri, alınan miktara bağlıdır. Akut civa zehirlenmesi, kısa süre içinde çok miktarda alınmasıyla oluşur. Belirtileri, boğazda yanma hissi, ağızda metal tadı, karın ağrısı, kusma, tükürük salgısının artması ve kanlı ishaldir.

Böbrek işlevlerinde bozulma, ölüme yol açabilir. Cıva, plasentayı geçerek ölü doğumlara da neden olabilmektedir. Cıva, vücuttaki dokularda, özellikle de karaciğer, böbrekler, beyin ve kanda birikir. Kronik zehirlenme, az miktarda cıvanın yutulması ya da sürekli düşük düzeyde cıvaya maruz kalınması sonucu oluşur. Belirtileri, ellerde ve ayaklarda kızarma ve şişme (“pembe hastalık”), sinirlilik, ateş, saçlarda dökülme, tırnaklarda bozulma ve sonunda ellerde titreme, bilinç kaybı ve eşzamanlı gelişen istem dışı hareketler (konvülsiyon), kişilik değişiklikleri ve beyin hasarıdır.

1950'lerdeki kitlesel bir zehirlenmede, Japonya’daki Minamata adlı bir balıkçı köyünde, cıva yüklü sanayi atıklarının bulaştığı deniz ürünlerini yiyen köylülerin birçoğu ölmüştü. 1800'lerde fötr şapka yapımında çalışan işçiler, sürekli cıva kullanıyorlardı ve kronik cıva zehirlenmesi belirtileri gösteriyorlardi. Ancak o yıllarda, diş dolgularında civa kullanımının zehirlenmeye yol açtığına ilişkin bir tartışma olsa da civa zehirlenmesine çok sık rastlanmıyordu.

Kullanıcı yorumları

0 yorum

Giriş yap

Yorumlar yükleniyor...