Yetişkinlik ve yaşlilik
YETİŞKİNLİK VE YAŞLILIK
Batılı toplumların birçoğunda yasal olarak, 18-21 yaşları arasında başladığı kabul edilmesine rağmen, yetişkinlik evresinin başlangıcı için belirli bir yaş yoktur. Yetişkinlik, bireyin anatomik, psikolojik ve cinsel olgunluğa eriştiği evre olarak tanımlanabilir Kıkırdak büyüme plaklarının yerini tamamen kemikler aldığı için, kemiklerin gelişimi durur. Bu evrede bütün vücut sistemleri, işlevlerini tamamen yerine getirir. Buna karşın, çevresel değişikliklerin yanı sıra fiziksel ve duygusal travmalara karşılık olarak beden, değişmeye devam eder. Örneğin, kırılan kemikler kaynar; kemikler, üzerlerine uygulanan baskıya uyum sağlamak için şekil değiştirir.
Adaptasyon ve iyileşme süreçleri, bir bireyin yaşamını sürdürmesinde hayati öneme sahiptir. Yine de adaptasyon ve iyileşme süreçleri, her zaman bütünüyle başarılı olamaz. Bu süreçleri kontrol eden genetik kodlama, radyasyon gibi dış etkiler ya da yıllar içinde hücre bölünmesinde ortaya çıkacak hatalar sonucu değişir. Vücut işlevlerindeki bu düşüşe yaşlanma süreci adı verilir. Yaşlılığın 65 yaşında başladığı söylense de aslında bu süreç, çok daha erken başlar. Yaşlanmanın yapısal değişiklikleri, herkes tarafından bilinmektedir. Deri incelir, hassaslaşır ve kırışır. Yüz derisi sarkar, gözlerin altında torbalar ve çenenin altında ikinci bir katman oluşturur.
Koyu renkli “yaşlılık lekeleri”nin sayısı, gittikçe artar. Dökülen saçların yerine yenileri çıkmadığı için kellik başlar. Melanosit (koyu renkli melanini üreten hücreler) işlevlerinin bozulması, saçın beyazlamasına neden olur. Kas kitlesi azalır ve kas niteliği düşer. Kemik maddesi ve özellikle kalsiyum gibi minerallerin kaybına bağlı olarak kemikler, daha gözenekli hale gelir ve kemik erimesine (osteoporoz) yol açabilir. Omurlar gibi kemikler, süngerleşerek kısmen çöker ve boy kısalmasına yol açar. Kalça ve bilek kırıkları, yaygın olarak görülür. Eklemlerde aşınma ve yırtılma, osteoartrite (eklem kireçlenmesi) neden olur. Tüm vücut sistemlerinde bozulmalar görülür.
50 yaşındaki birçok insanda işitme azalır ve göz lensleri esnekliğini yitirerek kişinin küçük yazıları okumakta güçlük çekmesine neden olur. Bazı kişilerde göz lensleri, katarakt sonucu bulanır. Enfeksiyonlara karşı mücadele eden T ve B tipi lenfosit adlı beyaz kan hücrelerinin devinimindeki azalma sonucu bağışıklık sistemi zayıflar. Dolayısıyla 60 yaş üzerindeki kişiler, kış aylarında grip gibi yaygın enfeksiyonlara karşı bağışık kılınmalıdır. Atardamarlar, kalınlaşıp esnekliklerini yitirir; kişiyi hipertansiyona yatkın hale getirir. Kalp, bir pompa olarak daha az etkilidir. Akciğerler, esnekliklerini yitirerek solunumu güçleştirir ve oksijen değişimini daha az etkili hale getirir.
Sindirim enzimlerinin salgılanmasındaki azalma sonucu sindirimin etkisi azalır. Kalsiyum ve B 12 vitamini gibi gıdalardan alınan önemli bazı moleküllerin emilimi azalır. B 12 vitamini eksikliği, sinir işlevlerinin bozulmasına ve kansızlığa yol açar. Böbrekler küçülür ve kanı süzme işlevleri azalır; bu durum, üre gibi atık maddelerin oluşmasına neden olur. Böbreklerden gelen idrarı toplayan ve kasılarak içeriğini boşaltan mesane, etkili bir biçimde genişleyip kasılmaz; kişi, sık sık tuvalete gitmek zorunda kalır. Erkeklerde mesane boynunun hemen altında yer alan ve idrar borusunu çevreleyen prostat, genişleyerek idrar borusunu sıkıştırır. Üreme sisteminde dramatik değişiklikler olur.
Klimakterik dönemde (menopozun erkeklerdeki karşılığı) testislerdeki testesteron ve sperm üretimi azalır. Sperm sayısı, azalabilir; ancak bazı örneklerde oldukça ileri yaşlara kadar çocuk yapmak için yeterli sperm üretimi devam eder. Meni hacmi de azalır. Penisteki kan damarlarında herhangi bir sorun olmasa bile ereksiyona ulaşma ve ereksiyonu sürdürme güçleşir. Bu alandaki araştırmalarda ilerlemeler sağlanmıştır. Kadınlarda yumurtalıkların yumurta ve cinsellik hormonları üretimi azalır. 35'li yaşlardan itibaren yumurtalar, genetik olarak daha bozuk olduğu için Down sendromu gibi kromozomlara bağlı bozukluklar taşıyan çocuk sahibi olma riskleri artar.
40-50 yaşları arasında cinsellik hormonları dengesi, bozularak düzensiz regl kanamalarına, sıcak basmalarına ve ruhsal durumda değişikliklere yol açar. Östrojen hormonu uyarısı azaldığından memeler sıklığını yitirir, bedendeki yağ dağılımı değişir ve kasık bölgesi kılları seyrekleşir. Kasık bölgesindeki yağ kaybına bağlı olarak dış genital organlar kırışır, vajina esnekliğini yitirir ve çevresi incelerek cinsel ilişki sırasında potansiyel ağrıya yol açar. Östrojen hormonunun koruyucu etkilerinin azalması, kalpdamar hastalıkları riskini artırır. Hormon yenileme terapisi, bu değişikliklerin birçoğunu düzeltir, ancak bazı uzmanlara göre bu terapi, az da olsa meme kanseri riski taşıyabilir.
Soya fasulyesi gibi bitkilerden elde edilen isoflavone, daha güvenli bir seçenek olabilir. Sinir sistemi yaşlandığı için zihinsel işlevlerde gerileme görülebilir. Artan yaşla birlikte beyin, artan atrofi gösterir ve sinir hücreleri kaybı, bazı bölgelerde yoğunlaşır Yaşlanma, dikkati etkilemez; ancak hipokampüsteki nöronların (sinir hücreleri) kaybı, bellek işlevinin bozulmasına yol açar Yaşlıların yeni bilgi ya da beceri edinmesi daha uzun sürebilir; ancak bilgilerini, genç insanlar kadar uzun süre akıllarında tutabilirler. Zeka testlerinde görüldüğü gibi yeni kavramlar oluşturma yeteneği de yaşla birlikte azalır; bu azalma, özellikle 70 yaşından sonra görülür.
Bunamanın yanı sıra Alzheimer hastalığı ve beynin oksijensiz kalmasına yol açan kazalar, yaşlı nüfusta görülen sorunlar arasında yer alır.
Benzer tıbbi terimler
Tümünü görAnkilozan spondilit
Ankilozan spondilit (kuyruk sokumu ve kalça kemiklerinin hareketsizliğine yol açan ağrılı bir hastalık), 15 ve 40 yaşları arasındaki genç erkekleri etkileyen bir eklem iltihabı şeklidir.
Addison hastaliği
Bu nadir hastalık esas olarak 30 ila 50 yaş arasındaki insanları etkiler.
Ağrili kavis sendromu
Supraspinal kas kirişi üzerindeki basınç bazı kişilerde yaş ile birlikte kirişin bozulmasına neden olarak sürtünmeye ve bunun sonucunda da kesede iltihaplanmaya (kiriş iltihabi-tendinitis) neden olan kristal kalsiyum birikmesine yol açar.
Adenohipofiz
Adenohipofiz (hipofiz bezi ön kısmı) de hipotalamusun denetimi altındadır; ancak hipotalamustan hipofize uzanan özel bir kan damarı sistemi içine salgılanan hormonlarla düzenlenir.
Âdet sorunlari
Âdetten önceki günler bazı kadınlar için sıkıntı verici zamanlardır; bu âdet öncesi gerginlik veya âdet öncesi sendromu olarak bilinir ve âdet sırasındaki ağrı veya rahatsızlık olan dismenoreden (ağrılı âdet görme) ayırt edilmelidir.
Ağ tabaka tümörü
Retinoblastom, genellikle beş yaşından küçük çocuklarda görülen, potansiyel olarak öldürücü ağ tabaka tümörüdür.
Kullanıcı yorumları
0 yorum
Yorumlar yükleniyor...