Sperm durdurucu araçlar
Sperm durdurucu araçlar
Bunlar, kondom, diyafram ve lastik başlık gibi araçlardır. Erkeklerin kullandığı kondom, meniyi tutan ve biriktiren, böylece dölyoluna girişini önleyen, plastik bir kılıftır. Kadınların kullandığı kondom ise, silikondan yapılmış ince bir zardır ve kadın cinsel organının dışını kısmen ya da tamamen kapatarak meninin girişini önler. Diyafram ve lastik başlıklar, dölyolunun içine yerleştirilerek dölyatağına girişi kapatır. Bunlar, çeşitli boyutlarda olabilmektedir ve bir uzman tarafından yerleştirilmelidir. Aile planlamasıyla ilgili birçok klinik ve hekim, bunlarla birlikte sperm öldürücü ilaçların da kullanılmasını önermektedir.
Bu yöntemler, dikkatli kullanıldığında, dölyatağı içi araçlar kadar etkilidir. Çeşitli biçimlerde açıklanan (yumurtlama döneminde cinsel ilişkiden kaçınma, Billing yöntemi, ritim yöntemi, ısı yöntemi vb) bu yöntemin temeli, yumurtlama döneminde Âdet çevriminde kadının vücudunda oluşan değişiklikler, yumurtlama döneminin saptanmasına yardımcı olabilir. Dölyatağı boynundan gelen mukus salgısı, östrojen hormonunun etkisiyle değişir ve kadının en doğurgan olduğu zaman daha fazla, daha saydam ve yapışkandır. Özel bir termometreyle ölçüldüğünde, vücut ısısının da yaklaşık üç gün boyunca biraz yükseldiği görülür. Birçok kadının âdet çevrimi düzenlidir.
Âdet çevrimleri düzenli olan kadınlar, gebe kalma olasılığının yüksek olduğu dönemleri de bilebilirler. Gebe kalma oranları, kullanılan yönteme ve çiftlere göre çok değişmektedir. Dünyada 70 milyondan fazla kadın, bu yöntemi kullanmaktadır. Bu yöntem, düzenli olarak kullanılan doğum kontrol hapları, deri altına yerleştirilen ve vücuda yavaş yavaş hormon veren araçlar, hormonun kas içine verilmesi ya da hormon içeren ve rahmin içine yerleştirilen araçlar gibi çok farklı biçimlerde uygulanabilmektedir. Doğum kontrol haplarından bazıları, östrojen-progestin (progesteron) bileşimi içerir, bazılarında ise yalnızca progestin vardır.
Bileşik doğum kontrol hapları, yumurta oluşumunu önler; bu iki tür doğum kontrol hapı da dölyatağı boynunda mukusu kalınlaştırarak spermlerin yumurtaya ulaşmasını önlemektedir. Ayrıca, döllenmiş yumurtanın dölyatağına yerleşmesini de önlemektedir. Bileşik doğum kontrol hapları, doğru kullanıldıklarında, gebeliğin önlenmesinde % 99'dan fazla etkilidir. Diğer tür doğum kontrol haplarında ise bu oran daha düşüktür. Vücuda progestin verilmesi ise yumurtlamayı durdurur, yani gebeliğin önlenmesinde kuramsal olarak en etkili yöntemdir. Deri altına yerleştirilen gebeliği önleyici araçlar sanayileşmiş tüm ülkelerde bulunmamaktadır.
Bu araçlar da çok etkilidir ve dölyoluna yerleştirilen halkalar ya da dölyatağının içine yerleştirilen ve vücuda hormon veren araçlar gibi, istendiği zaman çıkarılabilmektedir. Gebeliğin önlenmesi için erkeklerin kullanabileceği haplar ve kas içine hormon verilmesi gibi yöntemler üzerinde çalışılmakta ve araştırmalar sürmektedir. Acil durumlarda kullanılan haplar (ertesi gün hapı da denir) ise vücuda kısa süreli hormon verilmesi temeline dayanmaktadır. Bu hapların, korunmasız cinsel ilişkiden sonraki 72 saat içinde kullanılması gerekmektedir. Bu hormonlar, yumurtlamayı geciktirmekte ve dölyolunun içini kaplayan dokuyu değiştirmektedir.
Bu yöntem doğru uygulandığında gebe kalma oranı yüzde 5'ten daha azdır. Bu tür durumlarda dölyolunun içine yerleştirilerek kullanılan araçlar ya da bakır spiraller, korunmasız cinsel ilişkiden sonraki beş gün içinde uygulanırsa hem o süre içinde oluşabilecek bir gebeliği önlemekte, hem de sürekli bir koruma sağlamaktadır. Günümüzde en yaygın kullanılan doğum kontrol hapları, düşük dozda östrojen ve progesteron hormonu içeren bileşik haplardır. Yalnızca progesteron içeren doğum kontrol hapları da vardır; ancak bunlar, çoğunlukla bileşik doğum kontrol haplarında ters etki görüldüğünde kullanılmaktadır.
Bileşik doğum kontrol haplarından bazıları, kullanım dönemi sonuna kadar aynı oranda östrojen hormonu içerirken, bazılarında bu oran değişmektedir. Bunun nedeni, hormon oranlarında, doğal hormon dengesine en yakın miktarın sağlanmaya çalışılmasıdır. Doğum kontrol haplarındaki östrojen ve progesteronun, ağızdan alınabilecek, ama etkinliğini sürdürebilecek bir biçimde olması gerekir. Çünkü doğal hormonlar ağızdan alındığında, genel kan dolaşımına karışmadan Sentetik hormonlar, doğal hormonlara çok benzer, ancak bu sorunun çözülebilmesi için molekül yapıları biraz değiştirilir. Östrojen, etinil estradiol ya da mestranoldür.
En yaygın kullanılan sentetik progesteronlar ise levanorgestrel, norgestrel ve noretindrondur. Doğum kontrol hapları, genellikle 21 gün kullanılır, sonra 7 gün ara verilir; bu arada hormon geri çekilmesinden kaynaklanan kanama gerçekleşir. Bu süreç, doğal âdet çevrimine benzer; ancak aynı değildir. Kanama istenmeyen bir zamanda gerçekleşecekse, bu düzen değiştirilebilir. Bazı kadınların, doğum kontrol haplarını bu çevrime göre değil, sürekli aldıkları, böylece sorun olarak gördükleri bu kanamaları önlediği de söylenmektedir.
Normal âdet çevriminin ilk yarısında (foliküler aşama), hipofiz bezinden salgılanan folikül uyarıcı hormonun (follicular stimulating hormone— FSH) etkisiyle yumurtalıklarda birkaç folikül (küçük kese şeklinde salgı bezi) oluşur. Bu foliküller, östrojen miktarını artırır, bu da, hipofiz bezinden salgılanan ve yumurtlamayı sağlayan sarartıcı hormonda (luteinising hormone— LH) bir yükselmeye neden olur. Doğum kontrol haplarındaki östrojen ve progesteron miktarları da, foliküler aşamanın başlangıcındaki miktarlara çok yakındır. Normal âdet çevriminde östrojen düzeyi, foliküler aşamada yaklaşık 6-10 kat artar; ancak doğum kontrol haplarında böyle bir şey olmaz.
Östrojen ve progesteron düzeylerinin düşük olması, hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH üretimini artırır, bu da yumurtalığın işlevlerini baskılayarak yumurtlamayı önler. Doğum kontrol hapları, yumurtalıkların yanı sıra, üreme sisteminin diğer kısımlarını da etkiler. Progesteron, dölyatağı boynunda mukusu kalınlaştırarak sperm geçişini önler; hem östrojen, hem de progesteron, fallop borularının hareketini etkiler ve bu eşey hücresinin (üreme hücresi; gamet) ya da döllenmiş yumurtanın (zigotun) aktarımını sağlar Gebelik önleyici ilaçlar kullanıldıktan sonra, endometriyumda, döllenmiş yumurtanın yerleşmesini önleyen değişiklikler meydana gelir, ayrıca endometriyum kalınlaşır.
Doğum kontrol haplarının kullanımına son verilince, endometriyum eski haline gelir ve kadınların büyük bir çoğunluğunda, 3-6 ay arasında normal yumurtlama düzenine dönülür. Yalnızca progesteron içeren doğum kontrol hapları, genellikle yumurtlamayı önlemez; ancak dölyatağı boynunda mukusta ve endometriyumda, yukarıda sözü edilen değişikliklere neden olurlar. Ayrıca, kadının üreme organlarındaki spermlerin işlevini önler. Doğum kontrol haplarının en önemli üstünlüğü, % 100 güvenilir olmalarıdır. Zaman zaman görülen başarısızlıkların da yöntemin kendisinden değil, kullanıma uyulmamasından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Bu hapların, gebeliği önleme dışında, âdet bozukluklarını gidermek, yumurtalık kisti, romatizmal eklem iltihabı (romatoit artirit), dış gebelik ve leğenkemiğinin iltihaplı hastalıklarını azaltmak gibi yararları da vardır. Ayrıca, endometriyum ve yumurtalık kanseri riskini de azaltmaktadır. Doğum kontrol haplarıyla ilgili olarak bildirilen en ciddi dezavantaj ise, bazı kişilerde kalp-damar hastalıklarına neden olmasıdır. Bunlar, anormal kan pıhtıları (tromboembolizm), felç ve kan basıncında yükselme gibi durumlardır. Bu riskler, yaşla birlikte biraz artmakta; ancak sigara içmeyen kişilerde ve ilacın dozu düşürülerek önemli ölçüde azaltılabilmektedir.
Geçmişte bildiri len sorunların birçoğunun başka nedenlerden kaynaklandığı ya da düşük dozlarda önemsiz hale geldiği gösterilmiştir. Bazı ilaçlar (antibiyotikler ve konvülsiyon önleyici ilaçlar gibi), doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmektedir.
Benzer tıbbi terimler
Tümünü görAerobik egzersizler
Bu tür egzersizler, solunum ve kalp atış hızını istenen en yüksek seviyeye getirip, 1520 dakika bu düzeyde tutulması için, kasların tam kapasiteleriyle uzun süre hareket ettirilmesine dayanan, yürüyüş ya da koşma gibi
Ağiz kokusu
Ağzın kötü bir şekilde kokması durumu, yetersiz ağız hijyeninin yanı sıra, soğan ya da sarımsak gibi kokulu yiyecekler ya da sigara kullanımı ağız kokusunun temel nedenleri arasında yer alır.
Akciğerlerin inflasyonu (havayla dolmasi) ve deflasyonu (boşalmasi)
Akciğerin her soluk alındığında yani inspirasyonda genişlemesinin büyük bir kısmı göğüs ve karın boşluklarını ayıran kas olan diyaframın kasılması ile olur.
Akut bronşit
Akut bronşit büyük solunum yollarının iltihaplanmasıdır, genellikle grip gibi, bir virüs tarafından oluşturulmuş bir üst solunum yolu enfeksiyonunu izler, öksürük ve balgama Grip virüsü zatürreeye sebep olan birçok virüsten birisidir.
Alerjik tepki
Bedenin duyarlı olduğu işgalci ve alerjen maddelerle karşılaşıldığında dokuları kaşındıran, aksırık ve isilik gibi belirtilere neden olan histamin serbest duruma geçer.
Anaaerobik egzersizler
Vücut geliştiricilerinin kullandığı ve az sayıda kas grubunun kısa zamanda belirli hareketlerle çalıştırılmasını içeren egzersizlerdir Bunlara, kasların enerji gereksiniminin, vücudun glikojeni yakma ve oksijen açığı yaratma yetisinin üzerine çıktığı halter kaldırma örnek olarak verilebilir.
Kullanıcı yorumları
0 yorum
Yorumlar yükleniyor...