Sistinozis

Sistinozis

Dünya üzerinde yaklaşık 2.000 sistinozis hastası bulunur; çok nadir görülen kalıtsal bir hastalık olan sistinozise, anormal düzeydeki sisteine amino asidinin birikip hücrelerde kristalleşmesi neden olur. Potansiyel olarak bütün organlar bu durumdan etkilenir; ancak böbrek ve göz işlevleri, ilk etkilenenler arasındadır. Hastalığın üç türü vardır; küçük çocuklarda görülen ve böbreği bozan sistin birikimi (çocuk nefropatik sistinozis) hastalığın en şiddetli türüdür. Bebekler, doğumda genellikle normal görünür; ancak aşırı susama ve aşırı idrar üretimi gibi belirtiler, onuncu aydan itibaren ortaya çıkar.

Bebeğin büyümesi ve gelişimi etkilenir; eskiden çocuk, 10 yaşına geldiğinde böbrek yetmezliği nedeniyle ölümü kaçınılmazdı. Günümüzde böbrek nakli ve diğer tedavi yöntemleri, hastaların yaşam süresini uzatır. Geç başlayan, böbreğe zararı olan sistin birikiminde, belirtiler, 2-26 yaşları arasında, en yaygın olarak 10'lu yaşların başlarında ortaya çıkar. Tanısı konduktan birkaç yıl sonra hasta, böbrek yetmezliğine bağlı olarak yaşamını yitirir; böbrek nakli tek çözümdür. Hastalığın üçüncü ve en hafif türü, böbreğe zarar vermeyen iyi huylu sistin birikimidir; bu türde semptomlar, orta yaşa kadar ortaya çıkmaz ve böbrekte işlev bozukluğu görülmez.

Tay-Sachs hastalığı (TSD), genellikle Aşkenazi Yahudileri’ni, Kajun topluluklarını ve Fransız kökenli Kanadalılar’ı etkileyen nadir görülen genetik bir bozukluktur. Hastalık, beyinle merkezi sinir sisteminde gittikçe artan bir bozukluğa yol açar. Etkilenen bebekler, ilk aylarda normal görünür; ancak altıncı aydan itibaren zihinsel ve fiziksel gelişim azalır; bebek, hızla hareketsizleşir ve tepki vermez. TSD hastaları, belirli bir lipit (yağ) türünü parçalamak için gerekli olan heksosaminidaz A (hex A) enzimini üretemezler; bu yağ, beyin hücrelerinde birikerek hücre ölümlerine ve merkezi sinir sisteminde bozukluğa neden olur.

Hastalığın başka bir türü, enzim eksikliğinin ikinci yaştan sonra ortaya çıkmasıyla başlar. TSD'nin her iki türü de tedavi edilemez ve ölümcüldür; etkilenen bebeklerin büyük bir kısmı, beş yaşından önce ölür. Bozukluğu Hemofilide anormal bir gen, kandaki önemli bir pıhtılaşma etkeninin (faktör 8 olarak bilinir) eksikliğine neden olur. Pihtılaşmanın ilk evresinde (a) trombositler, lökositler (akyuvarlar) ve alyuvarlar, zarar gören dokunun içine normal olarak yayılır; ancak ikinci evrede (b) fibrin telleriyle kan hücreleri arasındaki pıhtılaşma işlemi olmaz.

Bu, bir pihtının normal olarak oluşamadığı ve pıhtılaşma yerine kanamanın devam ettiği anlamına gelir taşıyan genin varlığı, hex A enzimi düzeyini ölçen bir kan testiyle saptanabilir; böylece potansiyel taşıyıcılar, kontrol ve genetik danışma olanağına sahip olur. Adrenogenital sendromlar (cinsiyet organlarının ayrımlaşmasında meydana gelen bozukluklarla seyreden hormon bozukluğu) doğuştan var olan ve enzim eksikliklerine bağlı bir grup kalıtsal hastalıktır. Hastalık hangi enzimin eksik olduğuna bağlı olarak kadınlarda erkekleşmeye, nadiren erkeklerde kadınlaşmaya ya da çocuklarda erken cinsel gelişime yol açar.

Bazı şiddetli türlerde aldosteron adlı hormon eksikliğinin neden olduğu metabolik değişiklikler, yeni doğanda kusma, su kaybı, elektrolit değişiklikleri ve kalpte ritim bozukluğuna yol açar; bu belirtiler, tedavi edilmezse ölümle sonuçlanır. Bu bozukluklara böbreküstü bezinin steroid kortizon üretmesi için gerekli olan bir enzimin eksikliği neden olur. Hipofiz bezi, böbreküstü bezini uyaran adrenokortikotropik hormonu ACTH salgılayarak erkeklik hormonlarının (androgen) fazla üretilmesine neden olur; ancak kortizon düzeyinde herhangi bir artış olmaz.

Bu durum, kadınların büyük bir klitoris ve erkeklerinkine benzer cinsel organlarla doğmasına neden olur; oysa yumurtalıklar, rahim ve rahim ile yumurtalıklar arasındaki kanallar normaldir. Kız çocuğu büyüdükçe erkeklik özellikleri (sesin kalınlaşması, yüz kılları) ortaya çıkar ve regl kanamaları başlamaz. Erkek bebekte gözle görülür bir anormallik yoktur; sesin kalınlaşması, penisin büyümesi, kasık kıllarının çıkması gibi ikincil cinsel özellikler, ergenlikten önce ortaya çıkar. Bozukluk, anormal derecede düşük kortizon ve aldosteronun yanı sira anormal derecede yüksek androjen düzeylerini gösteren kan ve idrar tahlilleriyle teşhis edilebilir.

Tedavi, steroid hormonlarıóla yenileme terapisini içerir. İlaçların, yaşam boyu her gün alınması gerekir. Erkek dış cinsel organlarıyla doğan kız çocukları, genellikle ilk birkaç yıl·içinde yeniden yapılandırma ameliyatı geçirir. Ailelerinde adrenogenital sendromu bulunan olası ebeveynlerin genetik danışmanlıktan yararlanması gerekir.

Kullanıcı yorumları

0 yorum

Giriş yap

Yorumlar yükleniyor...