Beslenme standartlari

BESLENME STANDARTLARI

İyi beslenme, sağlığın temelidir. Birçok hastalık, belirli besin türlerinin fazla ya da yetersiz alınmasıyla ya da tanımlanabilir beslenme örüntüleriyle doğrudan ilişkilidir. Sağlığın bozulması ve hastalığın başlaması, toplumlar için kısmen ya da tamamen vergiler yoluyla para sağlanan sağlık hizmetleri kadar masraflıdır, bu nedenle birçok hükümet, toplumun genel sağlık düzeyini yükseltecek olan beslenme standartlarını yükseltmeyi düşünmektedir. Temel besinlerin üretim ve saklama koşullarını denetleyen yasalar bunun bir örneğidir.

Suyun florlanması ABD, İngiltere ve Avustralya da içinde olmak üzere, birçok ülkede uygulanan genel bir sağlık önlemidir Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculturel Organization FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization -WHO) gibi uluslararası kuruluşlar, temel besin maddelerinin günlük tüketimine dayanarak, beslenme standartlarını düzenleyen ve önerilen besin miktarları biçiminde (recommended dietary allowances— RDA) sunulan beslenme kılavuzları yayımlamaktadır.

Bu sayılar, sağlık alanında çalışan profesyoneller tarafindan beslenme biçimlerinin oluşturulması ya da değerlendirilmesi için kullanılmakta, yiyecek etiketlerinde ya da diyet çizelgelerinde tüketiciye yönelik bilgiler biçiminde bulunabilmektedir.

Sanayileşmiş birçok ülkede resmi kurumlar, sağlıklı beslenme için gereken yiyecekleri ve miktarlarını belirlemek için beslenme uzmanlarıyla birlikte çalışmaktadır. Bu kılavuzlar, her ülke l: bulunan ve yaygın olarak tüketilen yivecek türlerinin kullanımına bağlı olduğu için ülkeden ülkeye değişmektedir. Ancak bunların tümü, yağların ve yüksek protein içeren yiyeceklerin tüketiminin sınırlanmasını onaylamakta ve günlük enerji gereksiniminin (kalori ya da kilojül) yaklaşık yüzde 70'inin, temel olarak tahıl ve tahıl ürünlerinden alınan karbonhidratlar tarafindan sağlanmasını amaçlamaktadır.

Gelişmekte olan ülkeler tarımdan sanayiye yöneldikçe ve refah düzeyi arttıkça, toplumun beslenme biçimleri de değişmektedir. Tahıl ürünleri ile daha az protein ve yağ içeren geleneksel yeme alışkanlıklarından uzaklaşılmakta ve yenidoğanlar için en iyi beslenmeyi sağlayan emzirme gibi davranışlar terk edilmektedir. İnsanlar hoşlandıkları ve lüks kabul ettikleri, yüksek oranda yağ ve protein içeren, buna karşılık karbonhidrat oranı düşük birçok yiyeceği yiyebilmektedir. Yenidoğanların, genellikle anne sütü yerine konan mamalarla beslendiği ve biberonla beslemenin, emzirmeden daha “yaygın" olduğu görülmektedir. Bunun kaçınılmaz olarak sağlık üzerinde zararlı etkileri vardır.

Fazla miktarda protein ve yağ tüketiminden kaynaklanan beslenmeye bağlı hastalıkların arttığı, yenidoğanlardaki dengesiz beslenme oranının ve ölüm oranlarının yükseldiği görülür. Sanayileşmiş ülkelerde çok çeşitli yiyecek ürünü olduğundan, tüketicilerin bu ürünlerin içindeki maddelere dikkat etmeleri çok önemlidir. Bu tür ürünlerin etiketlenmesiyle ilgili yasalar, beslenmeyle ilgili temel değerlerin ve duyarlı kişilerde alerjiye yol açabilecek yapay ya da doğal katkı maddelerinin olup olmadığı gibi bazı bilgilerin verilmesini garanti altına almiştır.

Kullanıcı yorumları

0 yorum

Giriş yap

Yorumlar yükleniyor...