Çocukluk

ÇOCUKLUK

Çocukluk, bebeklikle ergenlik arasındaki süre olarak tanımlanır. Çocukluk, özgürlüğe giden yolda bir başlangıç ve eğitimle deneyimlerin yetişkinlik için temel oluşturduğu hızlı bir fiziksel ve zihinsel büyüme dönemidir. Çocukluk, onlu yaşların ortalarında gelişen cinsel olgunluk, görünüş, davranış ve kişisel ilgilerde önemli bir değişiklik yaptığında sona erer. Her çocuk bir bireydir ve genetik kalıtım, ailesel özellikler ve çevresel etkenlerin belirlediği şekilde gelişir. Fiziksel, duygusal, sosyal ve ruhsal gelişimler, birbirlerini etkiler; oldukça karmaşık olmasına rağmen bir çocuğun geçirdiği değişiklikler, aslında son derece düzenli ve belirgindir.

Çocukların büyük bir kısmında büyüme, düzensiz, ani hamlelerle gerçekleşir. Bazı çocuklar, yaşıtlarına göre daha büyük ya da daha küçük olabilir. Yapı, büyümede önemli bir etkendir; kilolu bir çocuk, kilosuna oranla boy açısından daha yavaş büyür; yaşıtlarına oranla buluğ çağına daha geç giren ergenler, eninde sonunda yaşıtlarına yetişir. 12 aylık bir çocuk, destek almadan oturabilir, emekleyebilir, ayakta durabilir, gülümseyebilir ve anlamı olan ya da varmış gibi görünen sözcükler söyleyebilir. Çocuk, yaşamının ikinci yılında tek başına yürümeyi, bir bardak ya da fincandan bir şeyler içmeyi, el sallamayı, basit emirlerle soruları anlamayı ve sözcükleri birleştirmeyi öğrenir.

Çocukların büyük bir kısmı, 3-4 yaşına geldiğinde yürüme, atlama, koşma, merdivenleri çıkma, nesneleri tutup hareket ettirme gibi temel fiziksel hareketleri yerine getirir. Üç yaşındaki çocuk, 5-6 sözcükten oluşan cümleler kurabilir; 6 yaşına geldiğindeyse dilbilgisi ve anlamı anlayabilir. 3-4 yaşındaki bir çocuğun birkaç yüz sözcük içeren bir kelime haznesi vardır. Çocuk, 2-6 yaşlar arasında nasıl algılanacağını, düşünüleceğini, fark edileceğini ve hatırlanacağını bilmek gibi zihinsel yetenekler geliştirir. Kendi duygularının giderek daha çok farkına varan çocuk, aynı zamanda diğerlerinin duygularını ve algılarını paylaşabilir.

Büyüme bir bütün olarak süreklilik gösteren bir süreçtir; haftalar ya da aylarca daha yavaş büyüyen çocuk, kimi zaman da ani büyüme atakları yaşar. Birinci yılın ardından bebeğin büyümesi, büyük oranda yavaşlar; çocuk, ikinci yaşından buluğ çağına kadar yılda ortalama 6 santimetrelik oldukça sabit bir oranda büyümeye devam eder. Doğumdan sonra erkekler, kızlara oranla daha hızlı büyür; ancak yedinci aydan 4 yaşına kadar kızlar, erkeklerden daha hızlı gelişir. Dördüncü yaştan buluğ çağına kadar büyüme oranları, kızlar ve erkekler için aynıdır.

Ortalama olarak kızlar, buluğ çağına kadar erkeklerden biraz kısadır; kızlar, 8 yaşına kadar erkeklerden daha zayıftır, ancak daha sonra 14 yaşına kadar erkeklerden daha kilolu olurlar. Bir çocuk altı yaşına eriştiğinde sütdişleri dökülmeye başlar ve yerlerine kalıcı dişler çıkar. Sütdişleri, altı aylıktan üç yaşına kadar çıkar. Aynı şekilde kalıcı dişler de belirli bir düzende çıkarak birer birer sütdişlerinin yerini alır. Kollarla bacaktakiler gibi uzun kemikler, çocuklukta kıkırdaktan kemiğe dönüşür (kemikleşme). Kemikleşme merkezleri, kemiğin gövde kısmı (diafiz) ve kemik ucunun yakınındaki bölgelerdir (epifiz bezi).

Diafizle epifiz bezi arasında kemiğin uzunluğundaki artışın meydana geldiği bir büyüme parçası vardır. Kemikleşme merkezleri, 20'li yaşlarda büyüme parçasına ulaşır ve böylece büyüme durur. Aynı şekilde, kafatasında kemikleşme süreci sırasında, doğrudan yumuşak bağ dokusu zarından gelişen belirli kemikler vardır. Kafatasının diğer kısımları, daha önceden varolan kıkırdaktan türer. Beyin gelişirken kafatasının yassı kemiklerinin, kenarları genişler. Beyin (kafatası, gözler ve kulaklarla birlikte), bedenin diğer kısımlarına oranla daha erken gelişir. Doğumda beyin, yetişkinlik ağırlığının yüzde 25'indedir; çocuk, beş yaşına geldiğinde yüzde 90'ına ve on yaşında da yüzde 95'ine ulaşır.

Karaciğer, dalak ve böbrekler gibi diğer iç organlar, çocuğun boyundaki genel uzamaya bağlı olarak gelişirler. El bileğinin farklı kemikleri, çocuğun gelişimi sırasında bilinen sürelerde kemikleşir; bu nedenle el bileğinin röntgeni, çocuğun kronolojik yaşına göre gelişimini ölçmek için kullanılır. Bu yöntem, boyun uzamasıyla ilgili sorunlar tetkik edilirken, çocuğun olması gereken boyu saptamak için de kullanılabilir. Normal büyüme, yeterli gıda maddesiyle vitaminlerin alınmasına, egzersize (şişmanlığın engellenmesine yardımcı olur) ve dinlenmeye bağlıdır.

Uyku düzeni, yaşa ve çocuğun özelliklerine göre değişir; bununla birlikte çocukların büyük bir kısmınıņ her gece ortalama 10-12 saat uyuması gerekir. Bedenin bazı hormonları, özellikle büyüme hormonunun salgılaması da gelişim döneminde önemli bir yere sahiptir. Çocuklar arasında büyük bir çeşitlilik söz konusudur. Bazıları, yaşıtlarına oranla zihinsel olarak öne geçerken diğerleri fiziksel ve sosyal gelişimleriyle ön plana çıkar. Gelişim sürecinde dönüm noktaları, sadece kılavuzçocuğu Uzun kemikler, embriyoda kıkırdak olarak ortaya çıkar. Doğumda kemikleşme (kemiklerin gelişimi), neredeyse kıkırdak modellerin uç kısmına erişmiştir.

Daha sonra kemiğin her iki ucunda yeni kemik gelişim merkezleri gelişir. Kemiğin bu iki kısmı arasında kıkırdak plakları (büyüme plakları) oluşur ve kemiklerin boyu bu plaklarda uzar. Büyüme plağı, kıkırdağın tamamı kemikleşene kadar kemiğin merkezinden uçlara doğru hareket eder. Böylece kemiğin uzaması tamamlanır. Uzun kemikler, orta kısımlarına oranla uç kısımlarda daha geniştir; böylece eklemlere ek destek sağlanır dur; bunlara uymamak, mutlaka bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte çocuklarının normal olarak gelişemediğinden şüphelenen ebeveynler, bir uzmana danışmalıdır. Doktor, çocuğun boyuyla kilosunu büyüme çizelgesine kaydeder.

Bu, hem doktora hem de ebeveynlere çocuğun boyuyla kilosunu aynı yaştaki diğer çocukların boyları ve kilolarıyla karşılaştırma olanağı sağlar: böylece çocuğun uygun bir oranda gelişip gelişmediği saptanabilir. Boyları kısa olan ya da gelişmekte geciken çocukların büyük bir kısmi, aslında sağlıklı ve normaldir.

Kullanıcı yorumları

0 yorum

Giriş yap

Yorumlar yükleniyor...