Stres

STRES

Stresin tanımlanması güçtür; ancak vücudun, tehdit edici, tehlikeli durumlara, yeni bir duruma ya da değişikliklere karşı tepkisi olarak düşünülebilir. Bu uyaranlar fiziksel, duygusal, zihinsel; içsel ya da dışsal olabilir. Bu koşullarda, fiziksel değişiklikler olur. Sempatik sinir sistemi harekete geçer ve vücut, epinefrin (adrenalin) gibi hormonları salgılamaya başlar. Bu, kaslara giden kan miktarını artırır, kalp atışlarını ve solunumu hızlandırır, kandaki şeker düzeyini yükseltir. Bu değişiklikler “dövüş ya da kaç" tepkileri olarak bilinir ve kişinin tehlikeyle başa çıkabilmesini sağlar. Stres yaratan durum ortadan kalktığında, bu belirtiler de kaybolur.

Ancak stres yaratan durum devam ediyorsa, bu etkilerin uzun süreli olması, insan vücuduna zarar verebilir. Stres, sağlığa çeşitli biçimlerde zarar verir. Uyku sorunlarına, şişmanlamaya ya da zayıflamaya neden olabilir. Bu durum, sağlıksız bir yaşam biçimiyle kötüleşebilir. Bağışıklık sistemi zayıflayabilir; bunun sonucunda da hastalıklara karşı direnç azalır. Stres, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, eklem iltihabı ve diğer iltihaplı hastalıklar, astım, uyku bozuklukları, anoreksiya nevroza ve diğer yeme bozukluklarının da en önemli etkenlerindendir. Stres, migren türü baş ağrıları, ülserler, solunum ya da akciğer hastalıkları ve deri hastalıklarıyla da ilişkilidir.

Stresin sağlık üzerindeki etkilerinin tam olarak anlaşılamamasına karşın; tıp alanındaki araştırmacılar, hastalıkların yarısı ile üçte ikisi arasındaki bir kısmında stresin rolü olduğunu tahmin etmektedir. Herkesin stres karşısındaki dayanma gücü farklıdır ve herkes stresle farklı biçimlerde başa çıkmaya çalışır. Araştırmacılar, insan davranışlarını, stresle başa çıkma biçimlerine göre ikiye ayırmıştır. A tipi kişiler, saldırgan ve rekabetçi davranışlarla tepki gösterir, B tipi kişiler ise daha sabırlı, uysal ve rahattır. A tipi kişilerde kalp hastalıkları ve diğer hastalıklar, B tipi kişilere göre daha fazla görülmektedir.

Bazı uzmanlar, üçüncü bir grubun daha olduğuna inanmaktadır; sürekli stres nedeniyle kansere eğilimli C tipi kişiler Stres, performansı artırdığı sürece bazı durumlarda yararlı olabilir. Örneğin bir atlet, yarışın yarattığı stres yüzünden daha iyi dereceler elde edebilir. Ancak stres belli bir sınıra geldiğinde, performans düşer. Önemli bir sunum öncesinde duyulan stres ya da heyecan, kişinin daha iyi konuşmasına ya da daha açık ve net düşünmesine yardım edebilir; ancak fazla stres ve kaygı, zihinsel karışıklığa ve unutkanlığa neden olabilmektedir.

Hekimler, kişisel sınırların bilinmesini ve olayların, yaratacağı stresin kişinin zararına değil yararına olacak biçimde ayarlanmasını önermektedir. Hafif düzeyde bir stres, egzersizle ya da derin soluk alma, kas gevşetme gibi tekniklerle ve ilaç tedavisiyle geçebilir. İş, çevre ya da yaşam biçimini değiştirmek, stresi azaltabilir. Bazı stres türlerinde, altta yatan nedenin ortaya çıkarılabilmesi için psikoterapi gerekebilir.

Biyolojik geribildirim olarak bilinen bir davranış tedavisi, hastanın vücudunda olanların daha fazla farkında olmasını sağlamakta, böylece vücudun strese karşı tepkileri üzerinde bir miktar denetim kurulami; bu bölümdeki Holistik tedaviler; Dizin’deki Baş ağrısı, Migren, Gastrit, Aside bağlı ülser ve diğer hastalıklar.

Kullanıcı yorumları

0 yorum

Giriş yap

Yorumlar yükleniyor...