İlk gelişmeler

İlk gelişmeler

Hahneman, kendisi ve sağlıklı meslektaşları üzerinde deneyler yapmaya devam etti ve gözlemlerini özenle kaydetti. Tanıtlama sürecinde çeşitli bitkiler, hayvanlar ve mineralleri denedi. Deneme süreci, ilk ya da temel, ikincil ya da daha seyrek görülen ve üçüncül ya da her maddeye özgü belirtileri açıklayan ilaç “resimlerinin” ortaya çıkmasını sağlıyordu. Daha sonra Hahneman ve meslektaşları, ilaçları kendi kliniklerinde denediler. Hastalar fiziksel olarak inceleniyor ve onlara görülen belirtiler, genel sağlıkları, yaşam biçimleri hakkında ayrıntılı sorular soruluyordu.

Bu süreç de “belirti resimleri”nin ortaya çıkmasını sağladı, sonra bu resimler “ilaç resimleri” ile karşılaştırıldı; örneğin, bir hastada görülen belirtiler, denenen ilacın yol açtığı belirtilere benziyordu. Bu ilaçlar, işe yaramıştı. Hahneman, “benzerler yasası" adını verdiği kurama göre yapılan bu “benzerler, benzerlerle tedavi edilmelidir” deneylerinden yola çıkarak uyguladığı bu tedavi biçimine, Yunanca'daki homios (benzer) ve pathos (rahatsızlık, hastalık) sözcüklerinden türetilen homeopati (homeopathi) adını verdi. Hahneman, bazı hastalarda, bir yatıştırıcı almadan önce belirtilerin kötüye gittiğini gözledi. Homeopatide bir gelişme de bundan sonra gerçekleşti.

Hahneman, bunu önlemek için, maddenin etkisini ortaya çıkaracağını düşündüğü bir yöntem uyguladı. Bunu, ilaçlarını 1/100 oranında sulandırıp ilaç şişesini bir süre sert bir yüzeye çarparak yaptı. Bu şekilde hazırlanan ilaçlar, daha başarılı sonuçlar verdi. Böylece ilaçların tedavi edici etkileri artırılırken, neden olduğu komplikasyonlar azaltılıyordu. 19. yüzyılda, homeopati, Almanya'dan hızla Avrupa, Amerika ve Asyaya yayıldı. Kâfurdan elde ettiği ilaç kolera tedavisinde başarılı olunca, Hahneman'ın Avrupa'daki ünü iyice arttı. Amerikalı homeopati uzmanı Dr.

James Taylor Kent, yalnızca fiziksel belirtilere değil, duygusal yapısına ve görünüşüne de bakarak, hastalarına yüksek dozda ilaçlar veriyordu. İngiliz homeopati uzmanı Dr. Richard Hughes’i izleyen diğer hekimler ise yalnızca fiziksel belirtilere bakarak, hastalarına daha düşük dozda ilaçlar veriyorlardı. Son yıllarda homeopati yeniden canlanmış, özellikle klasik homeopati uygulamaları hem homeopati uzmanları arasında hem de tıp doktorları arasında yaygınlaşmaya başlamıştır. Hafif fiziksel hastalıkların kendi kendine tedavisi de, hafif ilaçlar ticari olarak rahat bulunabildiği için yaygınlaşmıştır. Homeopatide belirtiler, belli bir hastalığın özel dışavurumu olarak görülür.

Belirtiler, güdüsel olarak iyileşme çareleri arayan vücudun, bir dengeyi koruma çabasıdır, bu nedenle de hastalıkların belirtileri bastırılmamalıdır. Homeopatide, hastada görülen tüm belirtilere, hastanın yapisına, mizacına ve hastalığın durumuna göre verilen ilaçların, vücudun doğuştan gelen yaşam gücünü harekete geçirerek hemen iyileşme sağlayacağına inanılmaktadır. Bir kişi için doğru ilacın bulunması, karmaşık bir süreçtir. Bu süreç, hekimin, hastanın tıbbi geçmişi, duygusal tepkileri, yiyecek tercihleri, iklime karşı tepkileri, zihinsel durumu ve kişisel inançları gibi konuları içeren, uzun bir öykü almasıyla başlar.

Hastaya özgü fiziksel ve psikolojik yapının anlaşılması, hekimin doğru tanı koymasında ve doğru ilacı seçmesinde çok önemlidir. Homeopatide kronik hastalıklar ve belirtileri, ilaç dozu ayarlanarak aşama aşama tedavi edilir. Homeopatinin “Tedavi Kuralları”, belirtilerin, ortaya çıkma sırasinın tersine, önce en önemli organlarda, sonra da daha önemsiz organlarda kaybolacağını söyler. Bu nedenle, homeopatide, herhangi bir rahatsızlık yalıtılmış olarak tedavi edilmez, hastadaki tüm fiziksel ve ruhsal sorunlar birbirleriyle ilişkili olarak değerlendirilir. Homeopati uzmani, hastalığa neden olan etkenleri ortadan kaldırmak için, hastanın temel yapısına uygun ilacı seçer.

Örneğin, "Nat Mur" ilaci, genellikle, duygularını bastırma eğiliminde olan, ciddi, vicdanlı kişilere verilir Tedavi sürecinde, belirtilerin şiddetlenmesi ya da kısa bir süre kötüleşmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir. Homeopatide bu, vücudun kendi kendini iyileştirmeye çalıştığının, bunun hemen arkasından iyileşmenin geleceğinin işareti olarak değerlendirilir. Homeopati uzmanları ilaç tedavisinin yanı sıra, yeterli uyku, düzenli egzersiz, temizlik ve beslenmenin de yaşam gücünü korumada çok önemli olduğunu belirtmektedir.

Kullanıcı yorumları

0 yorum

Giriş yap

Yorumlar yükleniyor...