Isinin düzenlenmesi
ISININ DÜZENLENMESİ
İnsanlar dahil canlıların çoğu, herhangi bir süre için çevrelerindeki ısıdan belirgin şekilde farklı bir vücut ısısı sağlama yeteneğine sahip değildir. İki hayvan sınıfi, vücut ısısını sağlamak için fizyolojik mekanizmalar kullanır: memeliler ve kuşlar da dahil olmak üzere sıcakkanlı canlılar (endotermler) vücutlarının içinde ısı üretirken, sürüngenleri de kapsayan soğukkanlı canlılar (ektotermler) dışarıdaki ısıyı kullanarak vücut ısılarını düzenler. İnsan vücudunun genel sıcaklığı 36,2°C37,8°C arasındadır. Vücudun iç isısı günün saatine göre değişir; ayrıca çevreden, bedensel etkinlikten, yenilen yemekten ve duygulardan etkilenir.
Vücut 24 saatlik ritmine bağlı olarak, sabahın erken saatlerinde en düşük ve akşamüstü en yüksek ısıdadır. Vücut isısı, ısı kaybı ve isı üretimi arasındaki dengenin bir sonucudur. Vücut isısi, derinin yüzeyine kan akışı oranıyla belirlenen ısınım; buharlaşma (ter bezleri saatte 1.700 kilokalori (7.100 kilojul) yitirmektedir); isı yayım ve iletim aracılığıyla yitirilir. Vücudun yağı, sıcak veya soğuk çevrelerde bulunduğunda, yalıtım sağlayarak vücudun sıcaklığını korur. Beynin vücudun ısısını düzenleyen kısmı hipotalamustur.
Vücut isındığında, hipotalamusa gönderilen uyarılarla isı yitimi başlatığer vücudun ısısı çok yüksekse (hipertermi) deri kuruyabilir, ardından derin ve hızlı nefes alma gelecektir. Hasta baş ağrısı, mide bulantısı ve bilinç kaybı yaşayabilir. Vücut, soğuğa maruz kaldığında, hipoterminin ilk belirtisi acıdır. Bunu uyuşma, zihin bulanıklığı, uyuşukluk ve düzensiz kalp atışı izler. Vücudun ısısında keskin bir artış (hipertermi), sıcak krampları, sıcak yorgunluğu ve sıcak çarpması gibi sıcakla ilgili hastalıkları tetikler. Hipotermi, vücut isısının tehlikeli bir şekilde 35°C'nin altına düşmesidir; vücut isısı 13,9°C'nin altına düştükten sonra hayatta kalan bir kişi olmamıştır.
Soğuk yarasının ilk aşaması titremedir; bu noktadan başlayarak vücut ısısı daha ciddi bir soğuk yarasına yol açacak şekilde düşmeye başlar. Derinin solduğu veya rengini yitirdiği soğuk ısırığı bir sonraki aşamadır. Uyuşma olabilir veya donan bölge tekrar isıtılırken ürperti hissedilebilir. Eğer duruma bir çözüm bulunmazsa, soğuk ısırması ilerleyebilir ve dokuda buz kristalleri oluşabilir. Bebekler ve çocuklar, aşırı ısıya özellikle de soğuğa karşı dayanıksızdırlar; çünkü yetişkinlere göre, ağırlıklarına oranla daha fazla vücut yüzeyleri vardır. Ancak bebekler ve çocuklar, benzer çevredeki bir yetişkinden farklı giydirilmek zorunda değildir.
Bebekler, dereceye göre fazla giydirildiklerinde aşırı ısınabilir. Yeterince sıcak tutmayan giysilerin de tehlikeli olabileceğini unutmamak gerekir. Ani çocuk ölümü sendromundan fazlasıyla endişe duyan ve uyku için bebeği yeterince sıcak tutacak şekilde giydirmeyen anne babalar dikkatli olmalıdır. Uyuyan bir çocuk için oda isısı yaklaşık 20°C olmalıdır. Ateş, enfeksiyon veya yaralanmaya karşı savunma mekanizması olarak, vücudun ısısı yükseldiğinde ortaya çıkar. Beyaz kan hücreleri, enfeksiyonun yerleştiği bölgelere doğru yola çıktıklarında, kan dolaşımına bırakılan kimyasallar ateşe neden olur. Ateş, tek başına nadiren zararlıdır.
Isı yükseldikçe, hafif su kaybıyla birlikte ateş ve titreme görülebilir. Çok ender olarak, çocuk ateşle birlikte havale geçirebilir.
Benzer tıbbi terimler
Tümünü görAdenohipofiz
Adenohipofiz (hipofiz bezi ön kısmı) de hipotalamusun denetimi altındadır; ancak hipotalamustan hipofize uzanan özel bir kan damarı sistemi içine salgılanan hormonlarla düzenlenir.
Aerobik egzersizler
Bu tür egzersizler, solunum ve kalp atış hızını istenen en yüksek seviyeye getirip, 1520 dakika bu düzeyde tutulması için, kasların tam kapasiteleriyle uzun süre hareket ettirilmesine dayanan, yürüyüş ya da koşma gibi
Afazi
Afazi; söz yitimi ya da okuma ve yazma yetenekleri de dahil olmak üzere dili anlama yeteneğinin yitirilmesiyle sonuçlanan bir beyin bozukluğudur.
Ağir kas güçsüzlüğü
Çoğunlukla bir otoimmün hastalığı olan ağır kas güçsüzlüğü, timus tümörüne de (timom) bağlı olabilir.
Ağiz kokusu
Ağzın kötü bir şekilde kokması durumu, yetersiz ağız hijyeninin yanı sıra, soğan ya da sarımsak gibi kokulu yiyecekler ya da sigara kullanımı ağız kokusunun temel nedenleri arasında yer alır.
Ağrı kontrolü
Doğum, ağrılı bir deneyimdir; bu nedenle sanayileşmiş toplumlardaki birçok kadın, doğum sancısıyla başa çıkabilmek için bazı tıbbi yöntemlere başvurur.
Kullanıcı yorumları
0 yorum
Yorumlar yükleniyor...