Dolaşım şoku

Dolaşım şoku

Kan basıncı tehlikeli olacak şekilde düşerse ardından şok gelir. Dolaşım sisteminin bu yetersizliği kan damarlarının genişlemesinden, şiddetli kan kaybından, kalp yetmezliğinden veya susuzluktan kaynaklanabilir. Şokun belirtileri, şoka neden olan etmenlere bağlıdır. Kalp krizi veya elektrik çarpması gibi ani nedenler olabilir. Bazen şok, yavaş yavaş artan susuzluğun veya enfeksiyonun sonucu olarak daha yavaş gelişir. Anafilaktik şok dudakların ve boğazın şişmesi, hırıltılı solumak, zor nefes almak ve kaşıntılı kızarıklarla kendisini gösterir. İlk belirtiler göz önünde bulundurulmadan, olaylar ortak bir sıra izler.

Kan basıncındaki düşüş beynin işlevini etkiler; zihin karışıklığı ve hatta komayla sonuçlanır. Vücut, böbreküstübezlerinden kimyasalları serbest bırakarak ve sempatik sinir sistemini hareketlendirerek dolaşım için koruyucu bir savunma oluşturur. Epinefrin (adrenalin) gibi kimyasallar kalbin pompalama hareketini artırır ve kan damarlarını daraltır. Bu kimyasallar ayrıca şok sendromunu izleyen çarpıntı ve endişe belirtilerinden de sorumludur. Bedenin tepkisi, kişinin solgun, soğuk ve terli görüntüsü şeklinde olabilir. Kan basıncını korumakta yararlı olmasının yanında, zarar giderici tepki organ işlevini daha fazla tehlikeye atmayan, yalnızca geçici bir önlemdir.

Kan damarlarının daralması yaşamsal organlara, özellikle böbreklere kan akışını azaltabilir. Ayrıca dokulara giden kandaki eksiklik, laktik asidin birikmesiyle metabolizmanın oksijensiz kalmasına neden olabilir. Sonuç olarak şok dönüşü olmayan bir durumla sonuçlanabilir; doku hasarı çok fazla olursa ölümcül olabilir.

Kullanıcı yorumları

0 yorum

Giriş yap

Yorumlar yükleniyor...